logo

3 ARA TATİL

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınan karar ile birlikte öğrenciler bu yıl ilk kez Kasım ayında ara tatile girdi. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri Kasım ayında 9 günlük tatil yaptı ve 25 Kasım tarihi itibarıyla yeninden ders başı yaptı.

Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı eğitim sistemiyle ilgili yeni yeni düzenlemeler yapıyor. Yapmaya da devam edecek gibi görünüyor. Fakat yapılan düzenlemelerin biraz daha uzun vadeli geleceği görerek yapılması gerekiyor. Bu cümlenin açıklamasını birazdan yapacağım…

Bakanlık şimdi ‘liselerde sınıfta kalma’ uygulamasını yeniden getirmeyi planlıyor. Yakın bir tarihte ‘liselerde sınıfta kalma’ uygulaması kaldırılmıştı. Şimdi bu modelin yeniden uygulamaya konulması gündemde… Elbette faydalı olacak ise uygulanmalıdır…

Ama yapılan düzenlemelerden öğretmenler oldukça rahatsız. Yeni eğitim sisteminde öğrencilerin yüzde 100 koruma altına alınırken, öğretmenlerin ise savunmasız bırakıldığı konusunda serzenişleri var. Bu serzenişe kulak verilmesi gerektiği kanaatindeyim…

Geçen gün bir öğretmen arkadaşla sohbet ederken anlattı; “Artık öğrenciler bizim dönemimizdeki öğrenciler gibi değiller” dedi. Öğrenciler, öğretmenleri istedikleri gibi konuşabiliyor, istediği gibi cevaplar verebiliyor, bunun karşılığında öğretmenin sadece öğrencisini sadece disipline gönderebiliyor. Tabi öğretmenlerin büyük bir bölümü böyle bir uğraş içerisine girmek istemiyor.

Önceden böyle miydi? Öğretmenlerimize sabah okula gittiğimizde ‘Günaydın’ derken bile kendimize bi çeki düzen verirdik. Öğretmenlerimizin sorduğu soruya yanlış cevap verip, öğretmenimizin bize kızacak olmasından korkardık. Ama artık böyle şeyler tarih oldu.

Bence eğitim sisteminde yapılacak düzenlemenin birazda hayatın yada mesleklerin zorluklarını öğretmesi gerekmiyor mu? Yukarıda demiştim, yapılan düzenlemelerin biraz daha uzun vadeli geleceği görerek yapılması gerekiyor diye… Çünkü sadece ülkemizde değil, tüm dünyada işsizlik sorunu var. Dünyada teknoloji gelişiyor, geliştikçe de insan gücüne olan ihtiyaç giderek azalıyor. İşsizlik sorunu sadece de teknolojiye bağlamak çok büyük yanlış olur. İşsizliği azaltmak için üretim gerekiyor, üretimin olmadığı yerde işsizlik boy göstermeye başlıyor.

Tabi ki işsizlik sorununun çözümü noktasında eğitimde çok önemli bir yerde duruyor. Örneğin gazetecilik, radyo ve televizyon bölümünü bitiren gençlerin çok büyük bir bölümü ya işsiz yada sektör dışında başka bir meslekte çalışıyor. Bu durum ise eğitim sistemimizin çok da doğru olmadığını gösteren belki de en basit örnek…

Gazetecilik mesleği zor bir meslekler arasında yer alıyor. İnsanlar bu mesleği okurken yada bu mesleği seçerken sadece dışardan nasıl görüldüğüne önem veriyor. Ancak işin içine girdiğinde, bu meslekte gece-gündüz mesai ayrımı olmadığını, bayram-seyranda tatil olmadığını ve hatta normal günlerden daha fazla çalışmak zorunda kaldığını, düzenli olarak hafta sonu tatili yapamadığını, öğle yemeğini dahi saatinde yiyemediğini, ailesine bile doğru düzgün vakit ayıramadığını, sosyal aktiviteler için yapmış olduğu tüm planları ya iptal etmek yada bozmak zorunda kaldığını görünce bu mesleği yapmaktan vazgeçiyor. Ve maalesef yıllarca okuyarak verdiği emekleri de çöpe atmak zorunda kalıyor.

İşte ülkemizde uygulanacak eğitim sisteminin bunları da öğrenciye vermesi gerekiyor. Evet öğretmen öğrencisine şiddet uygulamayacak, canı sıkkın diye bağırıp çağıramayacak, diğer taraftan da öğrenci öğretmenine belirli oranda saygı gösterecek, okula başladığı ilk yıllardan itibaren hangi mesleğin kendisine daha uygun olduğunu yavaş yavaş tespit ederek bu nokta da ilerlemesi gerekiyor. Yapılacak değişiklikler de bence bu detaylara da önem verilmesi gerekiyor. Yapılacak düzenlemede sadece eğitimin kalitesi değil, eğitim almış bireyin toplumsal ilişkilerini geliştirmenin yanı sıra mesleki kariyerini doğru tercih edebilmesi noktasındaki esaslar temel alınmalıdır.

Share
108 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.