logo

“Cildiniz için zamanı durdurmak ister misiniz?”

Günümüzde cerrahi olmayan estetik müdahaleler alanında epey yol kat edildi. Mevcut birçok yöntem kullanılarak insan yüzünde yaşa bağlı meydana gelen değişimleri durdurmak hatta geriye götürmek artık mümkün. Lazer ve radyofrekans gibi enerji bazlı uygulamalar, dermal dolgu maddeleri ve nörotoksin kullanım teknikleri ilerledikçe yüzün yaşlanması neredeyse tamamen geçmişte kaldı. Kişinin görünümünü bir on yıl veya daha uzun süre korumak noktasında ‘zamanı durdurmak’ artık hayal değil. Daha da önemlisi bunun için cerrahi yöntemlere ihtiyaç yok.

Zamanı durdurmaya iyi bir aday olabilmek için bazı hususlara dikkat etmek gerekiyor.

Sigara tüketimi genel sağlık sorunlarının yanı sıra kozmetik girişimlerin gereksinim duyduğu yara iyileşme süreci ve kollajen üretimini baskılar. Bu yüzden sigara tüketimi önemli bir sorun arz eder.

Kırk yaşına geldiğimizde yüzümüzle vücut ağırlığımız arasında bir tercih yapmamız kaçınılmazdır. Çok fazla kilo verildiğinde yüzümüzde de yağ dokusu kaybı oluşur. Bu durum çoğunlukla, tamamen veya tama yakın geri dönebilir niteliktedir. Ancak çok fazla kilo alan bir kişinin geçmiş yıllardaki görünümü muhafaza edebilmesi her zaman mümkün olmamaktadır. Bu yüzden sağlıklı bir görünüm için vücut ağırlığında büyük değişikliklerden kaçınılmalıdır.

Sağlıklı bir yaşam tarzı ve beslenme de diğer önemli bir husustur. Burada en önemli unsur iyi planlanmış bir egzersiz programı ile vücut ağırlığının dengelenmesidir. Besin bileşimi iyi dengelenmiş, vitamin ve antioksidanlardan zengin bir diyet de tamamlayıcı olacaktır.

Zamanı durdurmak için kullanılan başlıca estetik müdahalelere göz atalım.

Düzenli olarak nörotoksin (Botox, Dysport) uygulanması: Aşırı çalışan mimik kaslarını gevşetmek için sene en az üç defa nörotoksin uygulanması gerekir. Kas gücünün tekrar kazanılmaması için uygulamalar düzenli olarak tekrar edilmelidir.

Hacim kaybı için dermal dolgu uygulamaları: Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi otuzlu yaşların başlarından itibaren yüzümüzden her yıl yaklaşık 1-2 ml hacim kaybedilir. Bu hacim kaybını telafi etmek için sıklıkla hyaluronik asit dolgular tercih edilmektedir. Kullanılan dolgu maddesi vücut tarafından eritilse dahi bağ dokusunun temel yapıtaşlarından olan kollajen üretimini arttıran ‘akıllı’ dolguların kullanım sıklığı da giderek artmakta. Bahsi geçen bu ‘akıllı’ dolguların hacim kaybını telafi etmenin yanı sıra yaşlanma karşıtı ve nispeten daha uzun ömürlü olmaları gibi ek kazanımları da söz konusudur.

Cilt sıkılaştırma: Hacim kaybının yanı sıra yerçekiminin devamlı etkisi neticesinde ciltte sarkmalar meydana gelir. Fraksiyonel lazer, fraksiyonel radyofrekans ve HIFU gibi derinin orta ve derin tabakalarını ısıtan uygulamalar, erken dönemde kontraksiyon (doku gerginleşmesi), geç dönemde ise kollajen üretiminin uyarılmasına bağlı olarak deriyi asan yapıların yeniden yapılanması neticesinde cildi değişen derecelerde sıkılaştırır.

Cilt yenileme: Temelde güneş maruziyetine bağlı olarak yaşlanma sürecinde bağ dokusundaki kollajen ve elastin liflerinin yitirilmesine bağlı olarak cilt incelir ve ince kırışıklıklar meydana gelir; bunun yanı sıra pigmentasyon bozukluklarına bağlı renk düzensizlikleri oluşur. Fraksiyonel lazerler, kimyasal soyma ve mikroiğneleme (Dermaroller, Dermapen) gibi yöntemler bu sorunların çözümünde başarıyla kullanılmaktadır.

İyice anlaşılmalıdır ki ‘zamanı durdurmak’ bir süreçtir, bir yaşam tarzı tercihidir. Tek seferlik müdahalelerden ziyade düzenli olarak Dermatoloji veya Estetik ve Plastik Cerrahi uzmanınızı ziyaret etmeniz gereklidir. Bu süreçte kimi zaman sadece küçük dokunuşlar kimi zaman da daha büyük müdahaleler gerekecektir. Neticede ise kozmetik cerrahi işlemlere gereksinim oluşmadan kronolojik yaşınızdan çok daha genç görünebilmeniz mümkün olacaktır. Sağlıklı günler dilerim.

Share

adana escort , escort adana , adult forum

418 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.


Parse error: syntax error, unexpected end of file in /home/adanagun/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/footer.php on line 43