logo

08 Mayıs 2014

Dünyaca ünlü ekonomi kuruluşlarından Türkiye’ye uyarı

Dünyaca ünlü ekonomi kuruluşlarından Türkiye’ye uyarı

Ekonomide, şapka düşmüş, kel görünmüş durumda. Ekonomilerin borç alabilme ve aldıkları borçları ödeyebilme kapasitelerini ölçen değerlendirme kuruluşları Fitch ve Moody’s den bankacılık ve finans sektörünün durumuna ilişkin olarak, peş peşe gelen olumsuz açıklamalar sonrasında, düne kadar ekonomik mucize söylemini bankacılık ve finans sektörünün dayanıklılık ve dinamizmi üzerine kuran yerli küreselleşmeci piyasacıların süngüleri düşmüş durumda. Televizyonlarda “piyasadan umut kesilmez hikayeleri anlatarak, moralleri yüksek tutmaya çalışıyorlar.

Akbank, Asya Katılım Bankası, Şekerbank, Ziraat Bankası, Türk Ekonomi Bankası, Garanti Bankası, Halk Bankası, Türkiye İş Bankası, Vakıflar Bankası ve Yapı ve Kredi Bankası’nı olası bir not indirimi için izlemeye aldığını belirten Moody’s, gerekçe olarak, Türk bankalarındaki varlık kalitesinin ve karlılığın zayıflayacağının bekleniyor olmasını göstermiş.

(http://ekonomi.haberturk.com/para/haber/930897-10-turk-bankasina-kotu-haber)

Kibarca, bankalar tarafından halihazırda verilmiş olan krediler karşılığı alınmış olan, ipotek, hisse senedi ve benzer garantilerin büyümedeki olumsuz seyre paralel bir şekilde değer kaybediyor olmalarının, verilmiş olan kredilerden kaynaklı alacakları karşılayamama riskini artırdığını söylüyorlar.

Fitch’in bu hafta başında yayınladığı raporun hedefinde ise Türk şirketleri vardı. Fitch’e göre; "Türk şirketleri gelişmekte olan Avrupa, Ortadoğu, Afrika ülkeleri stres senaryosunda en yoğun riske maruz kalanlar arasında yer alıyor".

(http://www.dunya.com/fitch-en-buyuk-risk-turk-sirketlerde-223237h.htm)

Gerekçe malum: Şirketlerin yüksek düzeydeki döviz borçlarından kaynaklı geri ödeme riskleri. Açıkça söylenmese de, bu konunun Fitch’i ilgilendiren kısmı da, işin alacaklıları da etkileyecek bu yönü aslında. 

EKONOMİDE HERŞEY YOLUNDA DEĞİL

Moody’s in ikinci açıklaması Salı günü (25.03.2014) geldi. Siyasi çalkantı ve piyasalardaki oynaklık nedeniyle Türkiye’nin dış kırılganlıklarının arttığını belirten şirkete göre, uygulanmakta olan maliye politikası ekonomiye yönelik bazı şokları hafifletebilir. (http://www.dunya.com/moodysten-turkiyeye-kirilganlik-uyarisi-223296h.htm)

Maliye politikasından kasıt, dış borcun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının göreli olarak düşük görünüyor olmasına bağlı olarak borç servisinin aksamayacağının varsayılması. Bunun yanıltıcı bir görüntü olduğu, ekonomide her şeyin yolunda gideceği kabulüyle gerçekleştirilen Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret ve benzeri ihalelerden (üçüncü havaalanı, nükleer santrallar, vb.) kaynaklı kamusal taahhütler(alım, yolcu ve fiyat garantileri, vb.)nedeniyle, ekonomideki daralmaya bağlı olarak ortaya çıkması muhtemel risklerin bu değerlendirmede göz ardı edildiği kanısındayız. Konunun sadece kamu maliye politikalarıyla ilgili olmadığını, özellikle gayri nakdi krediler bağlamında finans sektörüyle de bağlantılı olduğunu ise özellikle belirtmeliyiz.

Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu’nun 18 Mart tarihli toplantısının 25 Mart’ta açıklanan Toplantı Özet Raporu’nun, 15 ve 16. maddelerinin, doğrudan Kredi Derecelendirme Kuruluşları’nca dile getirilen risk ve kaygılar ile bu kaygıların gerçekleşmesi durumunda alınabilecek önlemlerle alakalı olması, söz konusu kaygıların Para Piyasası Kurulu’nu oluşturan bürokratlarca da paylaşıldığını gösteriyor. (http://www.tcmb.gov.tr/)

Söz konusu raporun ortaya koyduğu bir diğer gerçek de, Başbakan Erdoğan’ın sıklıkla dile getirdiği, Merkez Bankası’nın döviz rezervleriyle ilgili sözlerinin, özellikle Toplantı Özet Raporu’nun 16. maddesine yansıyan ikircikli diyebileceğimiz açıklamalar kapsamında Merkez Bankası bürokratlarınca tam olarak paylaşılmadığını ortaya koyuyor olması.

Özel, resmi, siyasi, akademik demeksizin tüm piyasacılar, tüm bu gelişmeler sonrasında gözlerini, kredi derecelendirme kuruluşlarının yerel seçimler sonrası yapacakları Türkiye değerlendirmelerinden çıkacak sonuçlara dikmiş durumdalar. Söz konusu değerlendirmelerin ülke ekonomisi ve vatandaş açısından etkisi ise, acı sonucu değiştirmeyecek uzatmaların ne kadar süreceğiyle ilgili yalnızca. 

Bunlar işin kredi derecelendirme şirketlerini, finans sektörünü ve sermaye piyasalarını yani para babalarını ilgilendiren kısmı. İşin sanayi ve inşaat sektörleri ile vatandaşı ilgilendiren kısmında da manzara pek farklı değil. Bir sonraki yazımızda bu konuyu ele alacağız.

Ahmet Müfit

Odatv.com

 

Kaynak: odatv.com
Share
487 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ