logo

Hayatımız sınav

 

Geride bıraktığımız hafta sonunda yaklaşık 1 milyon öğrenci bu kez ilk kez uygulanan liselere giriş sınavında (LGS) ter döktü. 2 oturum halinde uygulanan sınavın ilk oturumunda sözel derslerden oluşan soruları cevaplamaya çalışan öğrenciler, sınavın 2. Oturumunda ise sayısal testleri çözmeye çalıştılar. Uzun bir çalışma döneminin sonunda öğrencilerin çözüp bitirdiği bu sınavın ise 22 Haziran’da açıklanacağı duyuruldu.

Bu sistem bu yıl ilk kez uygulanıyor dedik. Bundan önce TEOG vardı. Geçtiğimiz Eylül ayının başında TEOG’un kaldırıldığını yerine ise LGS’nin uygulanacağını belirtti Milli Eğitim Bakanı. Yeni gelen bu sistem ideali olan okulu kazanmak isteyenlerin sınava girebileceğini ve sınav girmek istemeyenlerin herhangi bir zorlamaya tabi olmayacağını belirtiyordu ve öğrencilerin gideceği okullar evlerine en yakın hangi okul ise o olacağı şeklinde belirlenecekti. Sistemin ne kadar başarılı olacağı eleştiriye açık bir konudur. Ancak benim belirtmek istediğim bu sınav ile iş bitmiyor ki!

Bu çocuk daha o yaşta kitaplara gömülecek gerek arkadaş ortamı gerekse de aile baskısı yüzünden kendini ders çalışmaya mecbur hissedecek ve zoraki ders çalışmaya başlayacak. Sınavın sonunda istediği puanı alamayan öğrenci, ister istemez bir sarsıntı yaşayacak ve kendini yetersiz hissedecek. Tabi bu noktada en önemli görev anne babalara ve öğretmenlere düşüyor. Atılacak akıllı adımlarla çocuğun daha az etkilenmesi ve bunun bir son olmadığı çocuğa anlatılabilir.

Daha sonrasında üniversiteye girebilmek, istediği bölümü kazanabilmek için bir sınav daha… Artık bunun ucu açık he kadar girebilirseniz ne kadarına dayanabilirseniz o kadar girme hakkınız var. Tabi ilk sınavda kazanabilmek için de daha lisenin en başından itibaren yarın sınava girecekmiş gibi çalışmak gerekiyor. Genelde son seneye bırakılan sınav hazırlıkları hüsran ile sonuçlanıyor.

Hadi diyelim üniversite de iyi kötü bir bölüm tuttu okuduk bitti. Bitti mi sınav işi, girdik mi hemen işe yapıldı mı atamamız… Elbette ki hayır! Bir de gül gibi KPSS’miz var. Yaş ilerledikçe girilen sınavların da zorluk derecesi artıyor yükü ise daha da büyüyor. Okunulan bölüm ile alakalı olmak üzere genel itibari ile ilk girişte KPSS’yi kazanamk biraz zor oluyor. Düzenli ve disiplinli bir çalışma şart oluyor. Hayattın büyük bir kısmından kopmak ve kendini derse vermek gerekiyor. Tek başına başarılamadığı durumlarda kurslardan ve hocalardan yardım almak gerekebiliyor.

Sonra bir bakıyorsunuz atanmışsınız ama yaş da almış başını gitmiş. Bir meslek edinme uğruna hem maddi hem de manevi olarak küçük yaşlardan itibaren yıpranıyorsunuz. Hayatın her alanında ve anında bulunan sınavlar insanları öğretim hayatına başladığı ilk andan itibaren ele geçirmeye başlıyor.

Benim kanaatim çocukları o ufacık yaşlarında sınav kaygısı ile uğraştırmamak yönündedir. Kendimden biliyorum siz bütün bir yıl çalışıyorsunuz ancak sınav anında yaşadığınız olumsuz bir olay sizin hayallerinizi de alıp götürüyor. Onca emek o anda yok olup gidiyor. Sınav aslında insanların bilgi birikimlerini ve zeka düzeylerini tam anlamıyla yansıtmaz. İnsanları sınav stresi ile dolu bir öğrenimin içinde yaşatmak yerine becerileri ve yetenekleri ölçüsünde yönlendirmek ve tüm geleceklerini tek bir sınava bağlamak yada gitmek istemedikleri okullara mecburen gitmek zorunda bırakılmaları maalesef ki çocuklarımıza yarar yerine zarar getiriyor.

Eğitim sistemimizin öğrencilerin hayatlarını daha kolaylaştıracak şekilde sil baştan yeniden düzenlenmesi öğrenci ve velileri çok mutlu edecektir.

 

Share

adana escort , escort adana , adult forum

248 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.


Parse error: syntax error, unexpected end of file in /home/adanagun/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/footer.php on line 43