logo

“MELEK BAYKAL”

Öncelikle O’nu yakından tanımama vesile olan Sevgili Levent Gözgü’ye buradan çok teşekkür edip yazıma geçiyorum.

Benim öyle sanatçı merakım falan yoktur. Yani ünlü insanları göreyim, yanında resim çektireyim bilmem. Benim dik duruşuyla, Atasına olan bağlılığıyla, bütün menfaatlerini elinin tersiyle iten, inandığı değerlerden ne pahasına olursa olsun asla vazgeçmeyen ve bu uğurda dünya nimetlerinin birine bile tenezzül etmeyen, sağlam karakterli, mangal gibi bir yüreğe sahip sanatçılara hayranlığım, kalbimin en müstesna yerine yerleştirip, her fırsatta Allah’ım başımızdan eksik etme diye dua ettiğim sanatçılar vardır. Onlar da ne yazık ki iki elimin parmaklarını geçmez.İşte Melek Baykal da onlardan biri.

Bir gün İstanbul’da Tebessüm adlı bir grubun pre- yılbaşı gecesine katılmak üzere bir mekâna gittik. Melek Hanım’ın geleceğini biliyordum zamanlar Atatürk’e şiirlerden oluşan Ahde Vefa adlı kitabını yeni çıkarmıştım. Doğal olarak yanıma Melek Hanım’a takdim edilmek üzere bir kitap aldım. Çünkü çok iyi biliyordum ki, Melek Hanım Adanalı tabiriyle Allah’ına kadar gerçek bir Atatürkçüydü.

Malum biz geçen zaman içinde ne kaptanlar gördük, uzaklarda ki fırtınayı görüp, sırf şöhretine şöhret, servetine servet katmak için rotasını masmavi sulardan simsiyah denizlere kıran. Bu yüzden de Melek Hanım ve O’nun gibi olanlar bizim için en derin okyanuslarda bulunan çok nadide inci tanesi gibiydiler.

Salona girer girmez gördüm O’nu. Ön masada annesiyle birlikte oturuyordu. Böyle durumlarda pek medeni cesaretim yoktur. Eşime nasıl kitabı vereceğimi sorarken, eşim hemen kalkıp Melek Hanım’ın yanına gitti ve kulağına bir şeyler söylemeye başladı. Tam yanına doğru gitmeye hazırlanıyordum ki, O’nun bana doğru geldiğini gördüm. Çok mahcup bir şekilde ,’ben sizin yanınıza geliyordum, neden zahmet ettiniz’ diyebildim. Bana şöyle cevap verdi. ‘Ata’ma şiirler yazan bir insanın yanına gitmek bana düşer’.O kadar şaşırdım, o kadar heyecanlandım ki, milyonların hayran olduğu bir sanatçıdan bu sözleri duymayı hiç beklemiyordum doğrusu. Sımsıkı sarılıp,’ şu içimden sana doğru dalga dalga taşan sevgi var ya, ha işte o sevgi ananın ak sütü gibi helal olsun sana’ demek istedim ama diyemedim tabi. Yaşaran gözlerimi kaçırmak için ne yapacağımı bilemedim.

Zaman içerisinde sosyal medyadan ve Bodrum’da Sevgili Levent ve dünyalar güzeli Meral’imin evinde bir yemekte beraber olduk. O kadar samimi, o kadar düz, olduğu gibi bir insandı ki, sanki karşımda  o ünlü kadın değil de,yıllardır tanıdığım sınıf arkadaşım,mahalle komşum oturuyordu.Onu çok daha yakından tanıdım.Tanıdıkça gönlüme daha çok sardım,tanıdıkça Onun için daha çok dua etmeye başladım.Çünkü güzel olan ne varsa bu dünyada hepsini hak ediyordu.

Ben bunca şan şöhrete rağmen, böylesine mütevazi kalabilen, bu pas tutmuş dünyada böylesine yeni doğmuş bir bebek gibi saf ve tertemiz olan bir insan görmedim daha.

Şu ana kadar Onu sahnede seyretme fırsatım olmadı ama Allah izin verirse 4 Ocak 20:30 / Trump Towers Gösteri ve Kültür Merkezi’nde AHUDUDU adlı tiyatro oyununa gideceğim. Ve eminim sadece sanatıyla değil yüreğiyle de devleşen bir kadın göreceğim. O devleştikçe ben gururlanacağım,o büyüdükçe avazım çıktığı kadar helal Melek’im helal olsun sana diye bağıracağım.İşte o zaman Yüce Atatürk’ün, Sanatkâr el öpmez;sanatkârın eli öpülür’ diyen sesi yankılanacak kulaklarımda,başımı göklere kaldırıp evet Atam diyeceğim,hele o sanatçı senin sanat elçinse,sadece eli değil ayağı öpülür.Sadece alkışlanmaz,önünde saygıyla eğilir. Yeter ki, O’ndan gelsin sahnenin tozu. Eyvallah deyip çekilir ciğerine. Vatan Şifası Niyetine.
Elbette ki sanatçı olmak zordur. Çok az kişiye nasip olan üstün bir meziyettir. Hele Melek Baykal gibi gerçek sanatçılar, doğarken sanatıyla doğar. Yetenek ister, emek ister. Lakin dışardan gelen bütün baskılara rağmen, sahnenin tozunu Ata’sının yolunda ciğerine çekmek ve bütün hain saldırılara rağmen, her şeyi bir kenara itip, en ön koltukta Atasının alkışladığı bir tiyatro oyununda, bütün kalbiyle kapalı gişe oynamak, çok ama çok zordur. Yürek ister,mertlik ister,mangal gibi bir sanat ruhu ister.Bir elin parmakları kadar az kalsanız da,bu anlamda bize her zaman örnek olduğunuz için size ve sizi Atatürk sevdasıyla büyüten annenize sonsuz minnetlerimle.

MELEK’İME

Ruhunu ipek dantellerden örmüşler
Daha doğar doğmaz gözlerine bakıp
Adı da kendi gibi Melek olsun demişler
Sesine asaleti
Yüreğine cesareti koymuşlar
Sahnelerin Kraliçe’si olsun
Ama
Şan şöhret O’nu hiç değiştirmesin
Hep böyle saf, tertemiz
Hep böyle mütevazi
Bir çocuk kadar masum kalsın demişler
Bir de üstüne
Öyle bir Ata sevdası dikmişler ki göğsüne
Aşk olsun sökebilene
Sonunda ölüm de olsa
Yolu yolumdur diye ant içercesine

Share
823 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.