logo

15 Mayıs 2019

“Tarımsal üretim için en büyük risk küresel ısınmadır”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği
(TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, iklim değişikliğinin insanlığın önündeki
en büyük sorunlardan biri olduğunu belirterek, “çevre sorunları insanlığın
geleceğini tehdit ediyor” dedi.

ADANA (GÜNEY HABER) – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, iklim değişikliğinin insanlığın önündeki en büyük sorunlardan biri olduğunu belirterek, “çevre sorunları insanlığın geleceğini tehdit ediyor” dedi.

Bayraktar,
15 Mayıs Dünya İklim Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, özellikle
sanayideki hızlı gelişimin günümüzde çevre sorunlarının artmasına neden
olduğunu, atmosfere verilen sera gazlarındaki artışın küresel ısınmaya dayalı
iklim değişikliğini gündeme getirdiğini bildirdi.

İklimde
meydana gelen değişimlerin tarih boyunca uygarlıkları derinden etkilediğini
ifade eden Bayraktar, “İklim değişikliği yalnızca coğrafyaları değil, insan
yaşamını doğrudan etkilemektedir. Çok ciddi çevresel ve sosyo-ekonomik
sonuçlara yol açmaktadır” diye konuştu.

 “VERİMLİLİKTEKİ DÜŞÜŞ DOĞRUDAN
ÜRETİMİ AZALTACAK”

Tarımsal
üretimin, tabiat şartlarına bağlı olarak gerçekleştirildiği için iklim
değişikliğinin doğrudan etkisine maruz kaldığını belirten Bayraktar, şunları
kaydetti:

“Tarımsal
üretim için en büyük risk küresel ısınmadır. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden olan sıcaklığın artması, yağış
rejimindeki düzensizlik, sel, fırtına, su kaynaklarında azalma, kuraklık, su ve
toprak kalitesinin ve ekosistemlerin bozulması ve biyolojik çeşitliliğin
azalması, hastalık ve zararlılarda artış gibi faktörler, tarımsal üretimde
azalmaya sebep olmaktadır.

Ülkemiz
iklim değişikliği etkilerinin yoğun hissedileceği Doğu Akdeniz Havzası’nda yer
alıyor.

Yapılan çalışmalarda,
iklim değişikliğinin Türkiye genelinde
çoğu üründe verimlilikte azalma olacağı, bunun da ekim alanı ve üretim desenini
değiştireceği; verimlilikteki düşüşün doğrudan üretimi azaltacağı öngörülmektedir.”

 “2018 TÜRKİYE
İÇİN EN SICAK İKİNCİ YIL OLMUŞTUR”

Son
yıllarda artan doğan afetlerin, ülkemizde iklim değişikliği yaşandığının bir
göstergesi olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:  

 “Meteoroloji
Genel Müdürlüğü (MGM) sıcaklık verilerine göre, 1981-2010 yılları arasında ortalama
sıcaklık değeri 13,5 derece iken 2018 yılında bu rakam 1,9 artışla 15,4
dereceye çıkmıştır. Bu sonuçla 2018 yılı, 1961 yılından itibaren yapılan
ölçümler dikkate alındığında Türkiye için en sıcak ikinci yıl olmuştur.

Son
yıllarda iklim değişikliğinin etkileriyle maksimum sıcaklık değerlerinin
yükselmesi, yağışların şiddetli ve belirli bölgelerde yoğunlaşarak
gerçekleşmesi, ani sıcaklık değişikliklerinin yaşanması doğal afet sayısının
artmasına neden olmuştur.

İklim
değişikliği yüzünden doğal afetler çiftçimizin bir türlü peşini bırakmıyor.  Meteoroloji Genel
Müdürlüğü verilerine göre 1940-2009 yılları arasında zarar oluşturan
meteorolojik olağanüstü olay sayısı 1963 yılında 329 olay olarak tespit
edilmişken, 2009 yılından itibaren olağanüstü meteorolojik olaylar artış
göstermiştir. 2009 yılında 461, 2010 yılında 555, 2011 yılında 324, 2012
yılında 538, 2013 yılında 461, 2014 yılında 500, 2015 yılında 781, 2016 yılında
654, 2017 yılında 598 olağanüstü meteorolojik olay gerçekleşmiştir.

2018
yılında zarar oluşturan meteorolojik olağanüstü olayların oransal dağılımı ise şiddetli
yağış ve sel yüzde 39, fırtına yüzde 28, don afeti yüzde 16 olarak
gerçekleşmiştir.

2018
yılında iklim değişikliği sonucu yaşanan aşırı kar yağışı, aşırı yağış, dolu,
don, kuraklık, fırtına, heyelan, hortum, sel ve su baskını, şiddetli rüzgar
afetlerinden başta Mersin, Antalya, Adana olmak üzere 69 ilimizde 483 bin 869
çiftçimize ait 2 bin 27 dekarı örtü altı alanlar olmak üzere toplamda 17 milyon
967 bin 764 dekar tarımsal alan zarar görmüştür. KKTC’nin 5 katından büyük olan
bu alan çiftçimizin yaşadığı afetin boyutlarını, neyle mücadele ettiğini ortaya
koyuyor.”

İKLİM
DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELEDE YAPILMASI GEREKENLER

Bayraktar
iklim değişikliği ile mücadele kapsamında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Yağışlardaki azalmayla birlikte Akdeniz
bölgesinde su havzalarında suyun azalması söz konusu olacaktır. Su
yönetimi, tarım, arazi kullanımı, ormancılık, doğal kaynak yönetimi ve havza
yönetimi konularında; sektörel, sektörler arası ve diğer ülkelerle işbirlikleri
çerçevesinde adaptasyon çalışmalarının yapılması, stratejilerinin oluşturulması
ve uygulamaya geçilmesi gerekmektedir.

Küresel
ısınmanın önlenmesi yönünde olumlu adımlar atmak için enerji ve sanayi
üretiminde fosil yakıtların kullanılması yerine rüzgar ve güneş enerjisi,
biyogaz ve biyokütle gibi daha temiz ve doğayla dost yenilenebilir enerji
kaynaklarına yönelimin artırılması sağlanmalıdır.

Modern tarım
tekniklerinin uygulanması, orman arazilerinin ve biyolojik çeşitliliğin
korunması oldukça önemlidir.

AR-GE
ÇALIŞMALARINA AĞIRLIK VERİLMELİ, KURAKLIĞA DAYANIKLI ÇEŞİTLER
GELİŞTİRİLMELİDİR.

Bilinçsiz
ilaç ve gübre kullanımının önüne geçilmeli, üreticiler bu konuda eğitilmelidir.

İklim
politikalarının kalkınma politikalarına entegrasyonuyla, bu politikaların
uygulanabilirliği ve iklim değişikliği ile mücadelede yaşanan zorlukların
üstesinden gelmek kolaylaşacaktır. Gelişmekte olan ülkelerde yeni enerji
altyapı yatırımlarının yapılması, sanayileşmiş ülkelerde ise enerji
altyapılarının modernleştirilmesi ve enerji güvenliği teşvik politikalarının
oluşturulması sera gazı emisyonunun azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

İklim
değişikliğine adaptasyon için toplumda farkındalığın artırılması, çiftçilerin
bilgilendirilmeleri, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, konuya ilişkin
plan ve projelerin bir bütün olarak ele alınması önemlidir. Bilinçlendirme
çalışmaları, eğitimler ve teşvik yöntemleriyle insanlarda davranış
değişikliğine katkıda bulunarak çevre kalitesini iyileştirmek mümkün olacaktır.

İklim
değişikliği ile mücadeleyi ve sera gazı emisyonu azaltım çalışmaları sadece
uluslararası anlaşmaların bir gereği olarak algılanmamalı, yaşanabilir bir
dünya için herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.”

Dünya İklim
Günü kutlamalarının, çevre sorunların kamuoyuyla paylaşılması ve insanların
dikkatlerinin çekilmesi açısından önemli olduğunu belirten Bayraktar, iklim
değişikliğinin etkilerinden erken ve en ağır biçimde etkilenecek olan yoksul
kesimlerin ve küçük çiftçilerin korunması ve desteklenmesi için gerçekçi ve
kalıcı politikalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Share
353 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.