logo

Yörüklere imreniyorum

Yürüyen Türk’ olarak bilinen Yörükler şimdiye kadar pek çok bilim ve araştırma insanına konu olmuş. Pek çok bilim insanı Yörüklerin kişiliğini araştırırken, pek çok araştırmacı ise Yörükleri en iyi anlatabilmek için uzun yıllar onlarla yaşamış…

Gerçekten Yörüklerin hayatı çok bizlere çok değişik geliyor. Yıllar önce atalarından dedelerinden öğrendikleri göçebe hayatı yaşayan pek çok Yörük, sadece yılın belirli günlerinde çocuklarının yanına misafir oluyor. Yılın diğer günlerinde ise o dağ senin, bu dağ benim geziyorlar. Hem de öyle bizim hafta sonu gezilerimiz gibi değil… Sırtlarında yükleri ile oradan oraya göçerek yaşıyorlar.

Şunu hemen burada belirteyim, Yörük değilim. Bugünlerde Yörüklerin hayatlarını yakından tanıma fırsatı buldum. Önceden bir insan çadırda nasıl yaşar diye düşünürdüm. Bu soruyu dağda yaşayan Yörüklere de sordum. Dağın başında, in yok cin yok. Korkmadan nasıl yaşıyorsunuz? Dedim…

Aldığım tek cümlelik yanıt ile aslında çok şey öğrendim. Yörükler soruma şöyle cevap verdiler, “Buralar şehirlerden daha güvenli, bizim olduğumuz yere kimse gelmez” dediler. Sonrasında şöyle bir çevreme baktım, doğru ya dedim buraya kimse gelemez.

Ama bu işin hırlısı var, hırsızı var, psikopat olduğunu söyleyenler var, insanların başına dert olmayı, bela olmayı meslek haline getirenler var… Ya onlar, dedim.

“Yörüklerin yanına kimse bu niyet ile gelmez, gelse ne yapabilecek? İki tane koyun alsa nereye kadar götürebilecek?” dediler.

Evet, Yörüklerin yolu atalarından öğrendikleri patika yollar. Günümüzde bu yollardan kısmen traktörler de geçebiliyor. Ecdatları oralara zamanında deve, at ve eşeksırtında gelmiş. Oralarda hayvanlarını otlatmış, bölgede otlak alanlar azalınca başka yerlere göç etmişler. İşte onların torunları hala günümüzde bile öyle yaşıyorlar.

Lüks konutlardan, lüks yaşantılardan uzak doğa ile iç içe yaşıyorlar. Sesten, soğuktan, sıcaktan yalıtılmış duvarlar arasında değil, kıl çadırların içinde yaşıyor, toprağın direk üzerine basıyorlar. Yaşadıkları yerlerde doğaya küçücük dahi zarar vermiyorlar. Besledikleri hayvanların da zarar vermemesi için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

Kıl çadır deyince bazı insanlar bunu anlamayabilir. Anlamadığı içinde yanlış ifadelerde bulunabilir. Evet, Yörükler kıl çadırda yaşıyor fakat yaşadıkları çadırların içi en az ev kadar temiz. Belki çadırlar çok konforlu ve süslü olmayabilir ama zaten Yörükler lüks ve süs içinde yaşamak yerine özgür ve doğa ile iç içe yaşıyor.

Çamaşırlarını bulaşıklarını makinelerde değil, bilmem kaç yüz metre uzaklıktan getirdikleri taşıma sularla yıkıyor. Çamaşırlarını leğenler içinde ellerinde yıkarken, bulaşıklarını da yine çadıra taşıdıkları sularla yıkılıyorlar. Ve bunu yaparken de isyan etmiyorlar çünkü onlar böyle yaşamaya alışmışlar. Yemeklerini ateş üzerinde pişiren Yörükler, ormanlık alanlarda yaşamalarına rağmen çok az odun tüketmeye çok önem veriyorlar. Çadırlarını kurdukları ağaç direkleri de göçerken yanlarında taşıyorlar, böylelikle gittikleri yerlerde yeni ağaç kesmek zorunda kalmıyorlar.

Yol boyunca birçok yerde konuklayan, konakladıkları yerlere çadır kurarak normal yaşantılarına devam eden Yörükler, yerleşik hayata geçmek istemiyor. Dağda bile okumaya ve bilime önem veren Yörüklerin birçoğu çocuğunu okutmuş ve şuanda onlar meslek sahibi… İşte yerleşik hayata geçen, meslek sahibi olan çocuklar şimdilerde anne ve babalarının da yerleşik hayata geçmesini istiyor. Fakat anne ve babaları bunu istemiyor. Kış aylarında çocuklarına misafir olan Yörükler, şehrin sıkıcı hayatı içinde, bir an önce dört duvar arasından kurtulup mesken tuttukları dağların doruklarına dönecekleri günü iple çekiyor…

Share

adana escort , escort adana , adult forum

67 Kez Görüntülendi.

Yeni Yorumlar Kapalı.


Parse error: syntax error, unexpected end of file in /home/adanagun/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV3/footer.php on line 43