Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru,
sürdürülebilir gıda güvenliği için alınması gereken tedbirleri ve çiftçinin
beklentileri ile önerilerini karar mercilerine ve kamuoyuna “2019 Yılı Tarım
Raporu ve 2020 Yılından Beklentiler” başlığı altında açıkladı.
(HABER MERKEZİ) – Adana Çiftçiler Birliği
Başkanı Mutlu Doğru, sürdürülebilir gıda güvenliği için alınması gereken
tedbirleri ve çiftçinin beklentileri ile önerilerini karar mercilerine ve
kamuoyuna “2019 Yılı Tarım Raporu ve 2020 Yılından Beklentiler” başlığı altında
açıkladı.
Türkiye’de 2019 yılında en çok konuşulan
konular arasında gıda enflasyonu yer aldı. Azalan tarım nüfusu ve köyden kente
göçün artmasıyla tarımsal üretimin azalacağı endişesi iklimsel nedenlerden
dolayı yaşanan verim kayıpları, artan tarımsal üretim maliyetleri ve gıda
enflasyonu baskısıyla yükselişi durdurulamayan üretici fiyatları tüketiciye de
olumsuz yansıdı.
Türkiye’nin en eski çiftçi kuruluşu olan Adana
Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, böyle bir yılı geride bırakırken 2020
yılından umutlu olabilmek için yaşanan sorunlar ve önerilerini karar
mercilerinin ve kamuoyunun görüşlerine hazırladıkları bir rapor ile
sundu.
Başkan Mutlu Doğru, günümüzde tarımın öneminin
her geçen yıl daha iyi anlaşıldığını, küresel ısınma ve iklimsel değişimlerin
de hayatı etkilemesiyle sürdürülebilir gıda güvenliği ve tarımsal üretimin
yeterliliği konularının dünya gündemindeki yerini koruduğuna vurgu yaptığı
raporunda, bu yıl 3’ncüsü gerçekleştirilen Tarım Şurası’nın önemine dikkati
çekti.
Doğru, “Şuranın toplanması kadar sonuçlarının
takip edilmesini de önemsiyor ve emeği geçen her katılımcıya, başta sayın
Cumhurbaşkanımız ve Tarım ve Orman Bakanımız olmak üzere teşekkürlerimizi
sunarız” ifadelerine yer verdi.
TARIMSAL VERİ GÜVENLİĞİ
Türk tarımının geleceğini kurgulamak,
projeksiyonlar yapmak ve doğru kararlar alabilmek için tarımsal verilerin
güvenilir olmasının önemine değinen Başkan Mutlu Doğru, bu nedenle 2020 yılında
bitkisel üretim ve ekim alanlarının ürün bazında dağılımının uydu görüntüleri
ve tarım teşkilatlarının arazide yapacakları tarla tespitleriyle belirlenmesini
önerdi.
Doğru, hayvan varlığının ise küpe sayısı ile
değil, bizzat ilgili tarım teşkilatı elemanlarının yerinde yapacağı sayım ile
belirlenmesi gerektiğini belirterek, “Bitkisel üretim miktarımız ve hayvan
varlığımız hakkında yapılan spekülasyonlara böylece son verilecek ve
geleceğimiz için daha doğru projeksiyonlar yapılarak daha doğru kararlar
alınabilecektir” görüşünü dile getirdi.
Tarımsal girdi maliyetlerindeki artışın
ülkenin her bölgesindeki çiftçilerin ortak sorunu olduğunu belirten Doğru,
“Mazot, gübre, zirai ilaç, tohum ve yem gibi ana girdilerdeki fiyat
artışlarının özellikle çiftçinin kullanım döneminde talebin artmasıyla
yükselmesi çiftçimizin üretim maliyetlerinin de artmasına neden olmaktadır”
dedi.
Gıda enflasyonu ile mücadele edilirken ilk
odaklanılması gereken konunun tarımsal girdi maliyetleri olması gerektiğini
savunan Doğru, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak bir kurul ile
tarımsal girdi fiyatlarının haftalık olarak takip edilerek spekülatif ve
nedensiz artışlar olması durumunda rekabet kurulunun devreye sokulması
gerektiğini ifade etti.
TAKLİT VE TAĞSİŞ ÜRETİM
Gıda sektöründe yapılan taklit ve tağşiş
üretimlerin tarım sektörünü ve halk sağlığını olumsuz etkileyeceğini belirten
Başkan Mutlu Doğru, böylesi önemli bir konuda cezaların ağırlaştırılması
önerisinde bulunarak, sadece parasal ceza değil iş yeri kapatma ve tekrarında
hapis cezasının da caydırıcı olacağı kanaatinde olduklarını bildirildi.
Zirai mücadele ilaçlarının etkisi ve doz
denemelerinin yeniden yapılarak Zirai Mücadele Talimatnamesi güncellenmesi
gerektiğini ifade eden Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Muadil
olarak ülkeye ithal edilen zirai ilaçların etkili maddeleri daha sıkı
denetlenmeli ve etki denemeleri yapılmadan ithaline müsaade edilmemelidir. Aynı
iklim kuşağında olduğumuz ülkelerde kullanılan zirai ilaçların denemeleri
yapılarak ülkemizde de kullanımına izin verilmelidir” görüşünü dile
getirdi.
“Tarımsal desteklemeler içinde hedefine
ulaşmayan ve verimliliğe yansımayan destek kalemleri çıkartılarak destekleme
kalemleri daha sade hale getirilmeli ve çiftçimize destekleme kararnamesi erken
açıklanarak desteklerin yönlendirici olması sağlanmalıdır” önerisinde bulunan
Başkan Mutlu Doğru, 2020 desteklerinin Tarım Şurası sonuçlarında da
vurgulandığı gibi yönlendirici olması için en geç şubat ayında açıklanması
gerektiğini bildirdi.
DESTEK ÖDEMELERİ
Tarımsal desteklerin açıklanma zamanı kadar
ödeme zamanının da tarımın girdi finansmanı için önemli olduğuna dikkati çeken
Başkan Mutlu Doğru,” Tarımsal desteklerin ödeme takvimi ile birlikte
açıklanması çiftçinin önünü görmesi ve finansmanını bu şekilde ayarlaması için gereklidir.
Yeni üretim sezonunda tohum tarlaya düşmeden desteklerin ödenmesi tarıma ek
finansman desteği olacaktır” dedi.
Tarım ürünleri ihracatına verilecek her türlü
desteğin dolaylı olarak tarım sektörüne ve tarla bahçe fiyatlarına olumlu
olarak yansıyacağının altını çizen Mutlu Doğru, şunları söyledi:
“Yeni pazarlara girmek ve fiyat rekabeti
oluşturmak için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda
mal fazlası olan tarımsal ürünlerimiz için ihracat navlun ve yeni pazar desteği
verilmesi tarım için ek bir destek olacaktır.”
ZİRAAT BANKASI DESTEKLERİ
Ziraat Bankası’nın tarım sektörü için desteği
ve yönlendirmesinin çok etkili bir biçimde hissedildiğini belirten Doğru, bu
konudaki görüşlerini ise şöyle dile getirdi:
“Basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaşması,
büyük baş hayvancılık tesislerinin kurulması, yeni sera yatırımlarının artması,
stratejik ürünlerin ekim alanlarının genişlemesi, iyi ve organik tarım yapan
çiftçi sayısının artması gibi örnekler Ziraat Bankası’nın sektördeki etkisini
açıkça göstermektedir. Ziraat Bankası’nın hukuki altyapısını ve sözleşme
şartlarını kendi bünyesinde hazırlayarak üretici ve ürünlerin alıcısına
karşılıklı olarak düşük maliyetli finansman sağlaması, sözleşmeli tarımı teşvik
edecek ve aracı olmaksızın ürünlerin direk tüketiciyle buluşmasının da yolunu
açacaktır. Ziraat Bankası’nın işletme kredileri vadesi her 6 ayda bir dönem
faizi almak kaydıyla eskiden olduğu gibi 24 aya çıkarılmalıdır. Böylece hem
çiftçinin her yıl krediyi kapatıp tekrar açma zorluğu ortadan kalkacak, hem de
bankamızın dosya yükü azalacaktır. Tarımsal kredi baremleri güncellenerek
maliyetler yeniden hesaplanmalı ve çiftçimiz kapattığından daha az kredi almak
durumunda bırakılmamalıdır. Ziraat Bankası’nın hayvancılık sektöründe en önemli
girdi olan yem maliyetlerini düşürmek için; yem fabrikaları ve çiftçinin sabit
yem fiyatı ile direk sözleşme yapması şartıyla, yem fabrikalarına düşük
maliyetli hammadde alım kredisi sunması hayvancılık sektöründe önemli bir
belirsizliği ve maliyet artışını ortadan kaldıracak ve hayvancılık sektörünün
de gelişmesine destek sağlayacaktır.”
SÜT HAYVANCILIĞI
Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru
raporunda, süt hayvancılığının et sektörünün de temelini oluşturduğunu
belirterek, şöyle devam etti:
“Süt hayvancılığı sağladığı erkek danalar ile
et sektörünün de hammadde üreticisi konumundadır. Süt hayvancılığı yapan
çiftliklerden erkek dana alımına Ziraat Bankası’nın düşük faizli kredi
sağlaması hem süt hem de et sektörü için büyük bir destek olacaktır. Bu konuda
besi çiftlikleri ile süt çiftlikleri arasında yapılacak erkek dana alım
sözleşmeleri de teşvik edilerek hammadde temininde dışarıya bağımlılıktan da
kurtulma fırsatı oluşturulacak ve dişi hayvan kesiminin önüne geçilecektir. Süt
hayvancılığının ayakta kalması için süt tüketimini teşvik edici her türlü yayın
ve programlar desteklenmelidir. Bunun yanında süt sanayicisine verilecek süt
ürünleri içerisindeki çiğ süt miktarı karşılığı kadar ihracat desteği de hem
süt sanayisinin dışarıya açılmasını güçlendirecek hem de daha fazla süt alımı
yapılarak tüm sektöre destek olarak geri dönecektir.
Süt hayvancılığının dönemsel süt fazlası
nedeniyle fiyat istikrarsızlıklarından korunması için sütün yoğun olarak
üretildiği bölgeler belirlenerek üretici birlikleri veya kooperatiflerine süt
tozu fabrikası kurma amacıyla hibe destekleri açıklanmalıdır. Üretilecek süt
tozlarının yurt dışına yapılan yardımlar ve ülke genelinde yapılacak okul sütü
projelerinde dağıtılmasına öncelik verilerek hızlı tüketim yolu da açılmalıdır.
Süt hayvancılığında verilen çiğ süt primleri önemli ve etkili bir destektir.
Ancak her ay girdi ödemesi olan çiftçiye yılda 3-4 defada prim ödemesi yapmak
süt üreticisine finansman maliyeti oluşturmaktadır. Bu nedenle Ocak ayının çiğ
süt primini 3 ay arayla Nisanda ödemeye başlanarak her ay aylık süt primi
ödenmesi çiftçimiz için önemli bir finansman kaynağı olacaktır.”
MÜNAVEBE ÜRÜN EKİMİ
Başkan Mutlu Doğru, münavebe veya ekim deseni
olarak adlandırılan aynı tarlaya 3 yıl üst üste aynı ürünün ekilmesi halinde
tüm desteklerin kesilecek olmasının çifti için bir cezalandırma olacağını
savunarak, “Ekim nöbetinin doğru bir uygulama olduğu herkes tarafından
bilinmekle birlikte bunu uygulayan çiftçiye ekim nöbeti fark desteği ile teşvik
edilmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyiz. Aynı tarlaya ekim mecburiyeti
olan çeltik ve çok yıllık bitkilerin yanı sıra, yem bitkileri ve pamuğun da bu
kapsamın dışına alınması gerekmektedir” önerisinde bulundu.
Mutlu Doğru, mali açıdan büyük olarak
nitelenen ölçekteki işletmelerin defter tutma zorunluluğu olduğunu ancak, bu
işletmelerin devletten aldıkları desteklerden stopaj kesilmesine rağmen
destekleri gelir olarak kayıt ederek desteğin gelir vergisini de ödemelerinden
dolayı çifte vergilendirmenin söz konusu olduğunu bildirdi. Doğru, “Bu nedenle
deftere tabi olan tarım işletmeleri stopaj kesintisi olan destekleri gelir
olarak işlemekten muaf tutulmalıdır” dedi.
Mutlu Doğru, Tarım Kredi Kooperatiflerinin
özellikle küçük çiftçiler için önemli bir kurum olduğuna dikkati çektiği
raporunda, bu konudaki aksaklıklara da dikkati çekerek, şu görüşlere yer
verdi:
“Bu kooperatiflerin asli sahibi ortakları olan
Türk çiftçisidir. Çiftçimizin yöresel küçük çaplı ürünlerini satın alarak
açılan marketlerde satılmasını takdirle karşılamakla beraber bu
kooperatiflerimizin asli görevi olan girdi maliyetlerini düşürme görevinden
uzaklaşmamalıdır. Türkiye’de satılan gübrenin yüzde 35’ini pazarlayan büyük bir
güç olan kooperatiflerimiz, şube ve personel sayısı, yönetim şekli ve mal
alımı, depolama ve lojistik gibi konularda yeniden yapılanarak piyasadaki en
ucuz girdiyi temin etme yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Aksi takdirde
kooperatif olma mantığından uzaklaşacağı unutulmamalıdır.”
ZİRAAT ODALARININ SEÇİM SİSTEMİ
Tarım kesimin en önemli ve yaygın örgütü olan
Ziraat Odalarının seçim sistemine de vurgu yapan Mutlu Doğru, bu konudaki
şunları kaydetti:
“Ziraat Odaları kayıt tutmak ve aylık
istatistik rakamları açıklamaktan ziyade tarımın sorunları ve çözümleri için
gündem oluşturmalı, tarım politikaları üretmeli ve çiftçimizin menfaati olan
her ortamda tarımı konuşabilmeli, yapıcı eleştirilerde bulunabilmelidir.
Çiftçimizin daha adil ve güçlü temsil edilmesi açısından Ziraat Odalarındaki
delege sistemiyle seçim yerine ÇKS’ye kayıtlı her üyenin oy kullanabileceği bir
sisteme geçilmelidir.”
Doğru, tarımda örgütlenme ve politika
belirleme amacıyla kurulan ulusal tarım konseylerinin tamamıyla etkisiz
kaldığına dikkati çekerek, “Sadece Ulusal Süt Konseyi belirlediği çiğ süt alım
fiyatı ile piyasa belirleyici fonksiyona sahip olmaktadır. Ancak kurulduğu
günden bugüne süt sanayicisinin yönettiği Ulusal Süt Konseyinde belirlenen çiğ
süt alım fiyatının da ne kadar adil olduğu tartışmalara açık bırakılmaktadır.
Ülkemizde alacağı hammadde fiyatını kendisi belirleyen ve bu fiyatı da yaklaşık
14 ay sabitleyen başka bir kurum yoktur. Ulusal Süt Konseyinde üreticinin
temsil şekli de yeniden belirlenmeli ve sanayiciye verilen temsil şekli aynen
üreticiye de tanınarak konsey başkanlığı da dönüşümlü olarak yapılmalıdır”
dedi.
Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru,
raporunun son bölümünde, Türk tarımının potansiyeli göz önüne alındığında;
birçok farklı ürünün yetiştiği nadir görülen topraklara ve iklime sahip
olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ürettiğimiz tarımsal ürünlere ihtiyacı olan
geniş bir coğrafyanın tam ortasında, lojistik olarak da elverişli konumdaki
ülkemizde yaşadığımız bu sorunları çözersek tarımın Türk ekonomisinin itici ve
temel gücü olacağına olan inancımız tamdır.”

ADANA SON 1 YILDA 117,4 MİLYAR LİRA BORÇLANDI
ADANA SON 1 YILDA 117,4 MİLYAR LİRA BORÇLANDI
“TARIMSAL ÜRETİMDE GÜNEŞ ENERJİSİ KULLANIMI KURSU” AÇILIYOR
SON ZAMANLARIN GÖZDESİ EJDER MEYVESİ
AKMİB’İN EKİM AYI İHRACATI 401 MİLYON DOLAR
BAKAN KİRİŞÇİ: “GIDA MESELESİ BİZİM İÇİN BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”
