KÖŞE YAZISI (1)   SON'GÜLDÜ O VATAN UĞRUNA TOPRAĞA DÜŞEN SON’GÜLDÜ O BAHÇESİ CENNETTEN SUYU ATA'MDAN OLSUN DİYE AĞIT OLUP YÜREĞİMİZE DÜŞEN Bir ANA ölen kızının ardından şöyle sesleniyordu 'Hadi kalk kızım. Evimize gidelim. ANAN ÖLE YAVRUM ANAN ÖLE. Ben senin dört gözle yolunu bekliyordum'. Şimdi nasıl anlatırsın ki bu anaya, evladın şehitlik mertebesine ulaştı, cennetin en güzel yerine layık görüldü. Ana yüreği bu anlar mı şehit olmaktan, ana yüreği bu, anlar mı layık olmaktan. Evladını kendi kolları yerine kara topraklar sardı. ANA dediğin sadece bunu bilir. Pamuklarda besleyip büyüttüğü bebeğini bir daha göremeyecek, kokusunu içine çekmek isterken yanık bir ciğer kokusu genzini yakacak. Yanına uzanıp saçlarını okşamak isterken, boğazı toprakla dolup boğulduğunu hissedecek. Hatta yalvaracak evladına. YA GEL YAT KOYNUMA YA DA BİR YER AÇ YATAYIM YANINA. Âmâ hiç ses veren olmayacak. Hayatı boyunca bir gün ölüp de, evladına kavuşacağı günü bekleyecek. Rabbim böyle bir acıyı hiç kimseye vermesin, Kadın vardır, elinde sökük çoraplar diker, çocuklarına yenisini alamadığı için, kadın vardır, hiç durmadan dert diker gönlüne, her türlü eziyete rağmen gidecek yeri olmadığı için VE KADIN VARDIR, SİPER EDİP GÖĞSÜNÜ NAMERDE, VATANIN HARİTASINI DİKER GÖĞSÜNE, ATASININ EMANETİNE SAHİP ÇIKMAK İÇİN. ÖLECEKSEM SENİN YOLUNDA ÖLEYİM der. Hani NENE HATUN, HALİME ÇAVUŞ gibi. Bu kadın ki, vatan uğruna kendi yaşamından vazgeçip, avuçlarına kalbini koyarak dağların tepesinde kar kış kıyamet demeden mücadele eder. Bu kadın ki, Azrail’le kucak kucağa düşmana kafa tutar. O'nun makyajı silahı, O'nun elbisesi vatan toprağıdır. Bizler tatil beldelerinde uzanmış denizin ve güneşin tadını çıkarırken, O yar diye dağların sarp kayalarını seçer. Tek tek yok eder hain pusuları, cephanelerini ele geçirip adını tarihe KAHRAMAN KADIN diye yazdırır. Adını güllerin en yiğidinden, soyadını mücevherlerin en merdinden alan, SONGÜL YAKUT.KÖŞE YAZISI (2) Peki, kimdir bu kadın, Songül Yakut, 1976'da Malatya'da dünyaya gelmiştir. Henüz 8 yaşındayken babasını kaybetmiş, beş kardeşin en küçüğüdür. Eğitim hayatını Malatya'da tamamladıktan sonra Kara Harp Okulu'nun jandarma sınıfından 1997 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu. 2005-2007 yılları arasında Beypazarı'nda görev yaptı ve görev yaptığı bölgelerde aile içi şiddete karşı verdiği mücadele ile tanınan bir isimdi. Görev yaptığı bölgede sık sık köy gezilerine çıkarak köylü kadınların sorunlarını dinliyordu. Türkiye'nin ilk kadın ilçe jandarma komutanı olarak bilinen Songül Yakut, yüksek lisans eğitimi ve başarılı çalışmaları nedeniyle 1 yıl erken terfi ederek yüzbaşı rütbesine ulaşmıştı. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kumpasıyla görevinden uzaklaştırılmasına rağmen, uğradığı haksızlıklara rağmen yılmamış ve verdiği zorlu hukuk mücadelesiyle üniformasına geri dönmüştü. Ne enteresan değil mi, senin ömrünü koyduğun vatan davasında haksızlığa uğruyorsun, yok yere FETÖ gibi bir vatan düşmanının yandaşı olmakla suçlanıyorsun ve aklanıp temize çıktıktan sonra hiç gönül koymadan kutsal davana devam ediyorsun. Sen nasıl bir kadındın, senin yüreğini hangi mangalın közü ateşlemişti ki, ölüm korkusunu hiç hissetmeden yürüdün düşmanın üstüne üstüne. Sende olup da, erkeğim diye geçinen milyonlarca erkekte ve pek çok kadında olmayan şey neydi. Sevdaysa sevda, aşksa aşk, vatansa vatan, biz de kundağımızı Atatürk'le kesip, kefenimizi Atatürk'le bağlamaya yemin etmiştik. Lakin anladım ki, bu yetmiyormuş vatanı sevmeye. Bir kaç edebiyat parçalayıp, ben Atamı çok seviyorum demek kafi değilmiş, O'na olan sonsuz borcumuzu ödemek için senin gibi cesaretli olmak gerekiyormuş. Vatan sevdası ,yazıp çizdiklerinde değil, yaptıklarında, ölümü hiçe sayarak, yüreğini namlunun ucuna koyup  kafa tutmaktaymış. Ne kadar da çok şey varmış senden öğreneceğimiz, ama işte gözü kör olsun şu yüreğin, Kimine dağlar kadar veriyor, kimine de minik bir taş kadar bile vermiyor. Sen erken öldüm, hayatımın baharını yaşayamadım sanıyorsun. Oysa biz ne kadar geç ölürsek ölelim, erken ölen biziz aslında. Çünkü gün gelince bir parça toprak alan biz olacağız, adımız unutulup gidecek. Bir varmış bir yokmuş gibi. Ama sen HEP BİR VARMIŞ HEP VARMIŞ olacaksın.KÖŞE YAZISI (3) DÜNYA DÖNDÜKÇE BU HARİTANIN HER YERİNDE ADIM SESLERİN DUYULACAK BAHAR GELİP DE DAĞLAR ÇİÇEK AÇTIĞINDA SENİN KOKUN YAYILACAK VATANIN HER YERİNE VE BU COĞRAFYA SENİ HİÇ AMA HİÇ UNUTMAYACAK SANA MİNNETTARIZ KAHRAMAN KADIN ANADAN KIZINA AĞIT   Buralar soğuk Buralar ayaz Aklım çıkıyor üşüteceksin diye Uyan canım kızım Uyan da yerine yat Bu kaçıncı gelişim Bu kaçıncı yalvarışım Sol yanım acıyor be annem Çok acıyor Hadi inat etme artık Kalk da yerine yat Nasıl bir ninni söyledim de sana Daldın böyle derin uykulara Hem bak yorgan niyetine Toprak örtmüşsün üzerine Yastık bulamamış Taslar koymuşsun başının altına Yatacak yer mi bulamadın da Yattın bu derin kuyulara Uyan canım kızım Uyan da yat yerine Hem ne o üstünde ki simsiyah elbise Yakışır mı pembeler dururken sana bu karalar Bu sessizlik de ne Nerde o şakıyan sesin Çınlayan kahkahan Hadi uyan da Derdin ne Bir anlat annene Pamuklarda alışan Taşlarda yatar mı? Tazecik gül aydınlık dururken Karanlıkta acar mı? Sen oraları cennetim bildin diye Buralar bana cehennem olmaz mı sandın Sen bir kere uyudun diye Ben bin kere ölmez miyim sandın Buralar soğuk Buralar ayaz Aklım çıkıyor üşüteceksin diye Uyan canım kızım Uyan da yerine yat Bu kaçıncı gelişim Bu kaçıncı yalvarışım Sol yanım acıyor be annem Çok acıyor Hadi inat etme artık Kalk da yerine yat Bak kapına geldim Duy içimde ki figanı Söndür içimde ki yangını Mezar taşına el sürdüm Söndür içimde ki yangını İnat etme artık Kalk Kalk da yerine yat Gözbebeğimde büyüttüğüme Yakışır mı bu çukurlar Örtü diye kalbimi örttüğüme Uyar mı bu kara topraklar Sen uyanmazsan nasıl çağlar nehirler Öter mi bülbüller Nefes alıyorum diye Yaşıyor muyum sandın Günler aylar gelip geçiyor diye Zaman geçiyor mu sandın A be yavrum Edalı edalı dolanmak varken İnat edip uzanmışsın oralara Aslı olup Kereme gönül vermek varken Yar diye bir Azrail’i seçmişsin Nasıl bir ninni söyledim de sana Daldın o derin uykulara Hem bak Sen uyudukça oralarda Bir yangın tütüyor ki şuramda Ahımdan gökler yanıyor Bir ateş ki Ciğerimi parçalayan Tane tane kan kusuyorum Sen bir kez uyudun diye Ben bin kez ölmez miyim sandın Ocağına düştüm yavrum Pak ellerinden öpeyim Yoluna kurban olayım Ya kalk bir reçete yaz bana Ya da az ileri git Bana da bir yer aç yanına