Adana Güney Haber

Kaos olan nedir?

Kaos olan nedir?
Nurullah Aydın
Nurullah Aydın( nurullah@adanaguneyhaber.com )
118 views
08 Mayıs 2014 - 20:43

Devlet ve millet kavramlarının altüst edilişi,

Ülkenin yeraltı yerüstü kaynaklarının yabancıların eline geçişi,

Zengin yoksul/fakir farkının artması,

Tarafsızlık ve yansızlığın terkedilmesi,

Hukukun adaletin katledilmesi,

Çağdışı Vahhabi Arap kültürünün Din diye yaşatılmak istenmesi,

Azınlık radikal dinci zihniyetin inancın tek gerçek inanç-yaşam diye yansıtılması,

Din kisvesi altında kitleler yalanlauyutulurken, ekonomik kaynakların; talan edilmesi,

Hoşgörünün, sevginin ve saygının kalkması.

Ayrımcılığın ve nefret söyleminin egemen hale geldiği, bir dönemde, aydınların hukukçuların görevi, diğer meslek gruplarına göre daha da önem kazanmaktadır.

Halk; derin bir uyku içindedir. Rahat, huzurlu memnun. Olup bitenleri görememenin, uyandırılacağını düşünememenin keyfini sürüyor. Saadetin hep böyle devam etmesini, hiç uyandırılmamasını ister. Ama bir gün gelecek, uyandırılacaklar.

Halk; okumayı, düşünmeyi sevmiyor. Düşünürse rahatının kaçmasından korkuyor. Yuvanızın temeline dinamit koymak istiyorlar, diyoruz, aldırmıyorlar. Sözümüze kulak verirlerse, tedbir almak gerekeceğini anlıyor, zahmete girmek istemiyorlar. Halkın bir kesiminin bir tek endişesi var: gününü gün etmek, dilediği gibi yaşamak.

Halk; mücadeleden ürküyor. Öylesine ürküyor ki, sizin için yapılan mücadelelerle ilgisinin olmadığını, göstermek ihtiyacını duyuyor.

Ülkenin birçok sorunu var. Şer güçler, sayılamayacak kadar çok. Diken üzerinde. Fakat halk dikenli bir yolda ayağını yaralamadan yürümenin, mümkün olmayacağını unutuyor.

Halk; tehlikeyi görünce, korkulu bir rüya görürmüşçesine sırtını dönüyor. Yeni ve eskisinden daha derin bir uykuya dalıyor.

Halkı hiçbir feryat, uyandıramıyor. Tehlikeyi anlamasını temin edemiyor. Yaklaşan düşmanın, ara sıra yumruğunu yiyor; hassas bir yerinize iğne batırılmış gibi şöyle bir sıçrıyor;şaşkın şaşkın bakıyor ve sonra da başını yastığa gömüyor.

Nasıl mı?

Türkiye’de, Siyasetin Yargı’yı Kuşatmasından öte; Yargıdahil olmak üzere, devletin ve toplumun kurumları, köhnemişçağdışı zihniyete sahip olanların birimi haline dönüştürülmüştür.

Bu sürecin aktörleri, duygularına, koltuk servet hırslarına hakim olamamışlardır.

Türkiye; kin nefret ve öfke ile intikam diye sayıklayan dini istismar eden adaleti katleden bir fasıklar güruhu ile karşı karşıyadır.

Üstünlerin Hukukunu gerçekleştirmenin hazzıyla birbirlerini kutlayanlar artmaktadır. Devlet nüfuzunun kötüye kullanılması suretiyle oluşan böyle bir tablodan demokrasi, insan hakları, kamu hizmeti verimliliği ve toplumsal barışın çıkmayacağı açıktır.

Türkiye, hukuku askıya alan bu ilişkiye mahkûm olmayacaktır. Kendisini kuşatan yapıyı kıracak ve Hukuk Devletini yeniden inşa edecektir.

 

İnanıyor ve umut ediyorum ki;

Aydınlar, Milli güçler; oluşturulmuş çıkar ilişkilerine girmeden ve tenezzül etmeden;

Sivil Toplumun sesi olacaklardır.

Mağdurların hak ve hukukuna sahip çıkacaklardır.

Çevre katliamına karşı çıkacaklardır.

Yaratılan korku ve baskı iklimine karşı haykıracaklardır.

Hukuktan yana, adaletten yana, haktan yana olacaklardır.

Üstünlerin hukukunun temsilcisi olmayacaklardır.

Güçsüzlerin, mazlumların ve mağdurların sesi olacaklardır.

Hoşgörünün, barışın, adaletin, sevginin egemen olacağı bir Türkiye özlemi arttıkça insanların sesini yükseltmesi kimleri rahatsız eder?

Günün Sözü: Ayrımcılığın olduğu yerde kaos kaçınılmazdır.
Bu yazı 86 kere tıklanmıştır…

 

Türk Milleti, Türk devleti, Türk Yurdu batı haçlı saldırılarının hedefi olmuştu.

Türkiye kaos ortamında. Tarih tekerrür ediyor.

Örtülü işgal; vatanı, devleti sarmalamış durumda. Yöntemi farklı, ancak devşirme yöntemi aynı. Etnik azınlıkçı işbirlikçi zihniyette olan kesimler ve bağımsızlıkçı kesimler sahnede.

 

Hatırlayalım;

Avrupa-Haçlı güçleri, işgal için yüzlerce proje ile paylaşma anlaşmaları yaptı.

– İlk görüşme, 1908’de Estonya’nın başkenti Reval (Talin)’de İngiltere ile Rusya arasında,

– Boğazlar (Brest litowsk gizli antlaşması), İngiltere ile Rusya arasında,

– Londra Antlaşması, İtilaf Devletleri ile İtalya arasında

– Sykes-Picot Antlaşması, İngiltere ile Fransa arasında

– St. Jean de Maurienne Antlaşması, İngiltere, Fransa, İtalya arasında.

– Balfour Deklarasyonu, İngiltere tarafından imzalandı.

Bu paylaşım Antlaşmaları Mondros Ateşkes Antlaşması ile uygulanmaya konuldu.

 

Mondros ateşkes anlaşması imzalandı (30 Ekim 1918)

İtilaf Devletleri adına İngiltere (Amiral Calthorp) ile Osmanlı Devleti (Rauf Bey) arasında Limni Adasının Mondros limanında imzalandı. Silah bırakışma ve paylaşım antlaşmasıdır.

-7. maddesi ile itilaf devletleri kendi güvenlikleri için bir noktayı işgal edebileceklerdi.

-24.maddesi ile Doğu Anadolu’ da bir Ermeni Devleti kurulması için zemin hazırlanır.

-Boğazların yönetimi itilaf Devletlerine bırakılır.

-Haberleşme, ulaşım, telsiz, telgraf, posta teşkilatları İtilaf Devletlerinin yönetimine bırakılır.

-Ordu terhis edilecek ve silahlan İtilaf Devletlerine verilecekti.

 

Anadolu’nun her yerinde, Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler, Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler, Milli Cemiyetler olmak üzere üç ayrı çizgide cemiyetler örgütlendi.

 

Havza bildirisi yayınlandı (28 Mayıs 1919)

– Düşman işgallerinin durdurulması için Kuvva-i Milliye birliklerinin oluşturulması.

– işgalleri protesto eden miting ve kongrelerin düzenlenmesi.

 

Amasya genelgesi yayınlandı (22 Haziran 1919)

Milli mücadelenin amacını, gerekçesini, yöntemini belirten ilk temel belgedir.

– Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

– İstanbul hükümeti görevini yerine getirememektedir.

– Ulusun geleceğini gene ulusun azim ve karan kurtaracaktır.

– Bağımsızlığı kurtarmak için güvenli olan bir yerde milli bir kurulun kurulması gereklidir.

– Sivas’ta ulusal bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.

– Her ilden halkın güveneni kazanmış üç temsilcinin en kısa sürede Sivas’ a gönderilmelidir

– Erzurum Kongresine katılacak üyeler de çalışmaları bitince Sivas’a geleceklerdir.

 

Erzurum kongresi toplandı (23 Temmuz 1919)

Kongrede Alınan Kararlar:

– Milli sınırlar içinde kalan vatan bir bütündür,

– Doğu illerimiz bütün milletle birlikte işgallere savunacaktır.

– Osmanlı Hükümeti görevini yerine getirmezse geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet mini kongre tarafından seçilecektir.

– Ulusal kuvvetleri etkili, ulusal iradeyi egemen kılmak esastır.

– Hıristiyanlara egemenliğimizi kısıtlayıcı haklar verilemez.

– Manda ve Himaye kabul edilemez.

– Kapitülasyonlar kabul edilemez.

 

Sivas kongresi toplandı ( 4-11 Eylül 1919)

Kongrede alınan kararlar;

– Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.

– Ulusal güçleri etkili, ulusal iradeyi egemen kılmak esastır.

– Vatan işgaline ve Ermeni Kürt Devletinin kurulmasına izin verilemez.

– Hıristiyanlara egemenliğimizi kısıtlayıcı haklar verilemez.

– İşgallere karşı İstanbul Hükümetinin etkisiz kalması halinde saltanat ve hilafet makamları ile yurdun ve milletin korunması için her türlü önlem alınmıştır.

– Manda ve Himaye kabul edilemez.

– Cemiyetler, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti olarak birleşir.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi toplandı (23 Nisan 1920)

Başkent ve ülke işgal altındadır. Mebusan üyelerinden bazıları İşgalcilerce Malta’ya sürülür, bazıları da Ankara’ya gelir. Oluşan Meclis, ülkeyi işgalden kurtarmak için mücadele yürütür.

 

Yıl 23 Nisan 2013. İşgalciler ve onların işbirlikçilerin torunları etkili ve yetkili olarak ülke genelinde Türk, Türk Milleti, ve Türkiye Cumhuriyeti’ne  karşı kin, nefret ve öfke kusuyorlar. Tarih boyunca hür ve bağımsız yaşamış Türk Milleti bir kez daha ihanete uğramıştır.

 

Ancak Milli Ses her zaman vardır var olacaktır.

 

Günün Sözü: Türk Milleti’nin tehlikede olması halinde yiğitleri her zaman ortaya çıkar.

# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -