Adana Güney Haber

Üniversite Arazilerinin Son Durumu

Üniversite Arazilerinin Son Durumu
Prof. Dr. İbrahim Ortaç
Prof. Dr. İbrahim Ortaç( ibrahim@adanaguneyhaber.com )
83 views
08 Mayıs 2014 - 20:47

Basından da öğrendiğimiz ve 22 Mayıs 2012 tarihinde Ziraat Fakültesi Dekan Vekilinin Ziraat Kamuoyuna yaptığı açıklamada,

“Uzun zamandır Fakültemiz / Üniversitemiz ve Kamuoyu gündeminde yer alan Fakültemiz “Zeytin GEN Bahçesi”nin kurtarılması adına geçtiğimiz dönemlerde ve önceki yönetimlerimizin de çalışmaları ve Fakülte Kurulumuz / Yönetim Kurulumuzun “takas işlemi”ne yönelik aldığı kararlara istinaden Adana Valiliği – Üniversitemiz Rektörlüğü arasında belirli bir mutabakata varılmış ve mutabakata yönelik protokol Valilik adına Adana Defterdarı ve Rektörlüğümüzün bu konudaki görevlendirmesine istinaden de Dekan Vekili olarak tarafımca imzalanmıştır”.
“Protokol uyarınca Zeytin GEN Bahçesi 199/2 No’lu parselin (mülkiyet: İl Özel İdare; alan: 100,833 da) TOKİ Hastanesi yan tarafındaki 1115/2-3-7 No’lu parseller (mülkiyet : Ç.Üniv. alan: 99,180 da) ile tapu takası yapılacak; Zeytin GEN Bahçesi 199/1 No’lu parselin (mülkiyet: Milli Emlak; alan: 98,573 da) ise 1114 ve 1234 Ada muhtelif parseller (mülkiyet: Ç.Üniv.; alan : 98,573 da) ile karşılıklı tahsis takası yapılacaktır”. denmektedir.

Üniversitenin Tapulu Arazisi Tahsis Edilen Arazi İle Takas Edilmiştir.
Kamuoyunun da bildiği gibi üniversitemize kuruluşunda bilimsel araştırma amacı ile başlangıçtan Maliye ve Mili Emlak tarafından üniversiteye tahsis edilen arazilerin yeniden değişik amaçlı kamu binalarının yapması amacı ile talep edilmesi ile 2006 yılından bu yana ciddi bir hukuki mücadele verilmiştir. Daha önce üniversitemiz Pamuk Araştırma Merkezine tahsis edilen alan üzerine inşa edilen TOKİ hastanesinin yerinin 1. Sınıf Tarım Arazisi olduğu gerekçesi ile verilen hukuk mücadelesinde 5403 sayılı Toprak Yasası ve Toprak Bölümüne ait çakılı denemeler gösterilerek dava kazanılmış iken kendi ellerimizle tapusu üniversiteye ait olan tarım toprağın takas edilmesi bugüne kadar ki savunduğu görüşleri ile ve temel kazanımlarımız ile çelişmektedir.
Söz konusu üniversiteye tahsisli Zeytin-Gen alanı IV. Sınıf bir alan idi. Ancak takas edilen alan ise üniversitenin kendi tapulu ve I. Sınıf mutlak sulu tarım alanı. Kaldı ki yukarıdaki ifadeden anlaşılan arazi yüzölçümü üzerinden birebir değişim olmuş olup, toprak özelliği ile verilen alan alınandan kat be kat daha değerlidir.

Üniversite Arazi içindeki Tarım Alanlarının Verilmesine Karşı Olduğumuzu Belirtik
Ziraat Fakültesi Dekanlığı daha önce söz konusu bölüm araştırma alanında içinde bulunduğu alanın takası konusu hakkında bölümümüzden görüş istenmiş. Bölüm kurulumuz oy birliği ile bu talebi ret etmiştir. Ancak Fakülte Kurullu Valiliğin yoğun talebi ve olası zeytin gen bahçesine girebilir endişesi ile takas yönünde karar almıştır.
Değişik vesilelerle ”keşke biz bu sürece karılmasaydık. Alıyorsa gelsinler kendileri alsın. Bizim bir duruşumuz vardı. Kararlılığımızı bozmamalıydık. Bundan sonara bu takas emsal olarak kullanılır ve ileride elimizi kolumuzu bağlar“ ifadelerini yetkililer ve ilgililer ile paylaştık.

Türkiye’de ilk defa oluşturulan çakılı denemeler SİT Alanı niteliğindedir
Yeni takas edilen alan üniversitenin tapulu alanı olup Toprak ve Bitki Besleme Bölümünün 1998 yılında kurduğu 3 adet çakılı denemesi bulunmaktadır. Söz konusu denemeler artık Amerika’dan Japonya’ya kadar birçok bilim kuruluşunun da araştırma partneri içinde bulunmaktadır. Yarın söz konusu alan üzerinde binalarının yapılmasını dünyanın hiçbir bilim insanına anlatamayız.

TOKİ Hastanesi Davasının Kazınılmasına Karşın Aynı Alanda Tapulu Yerimizi Takas Yapmak Üniversiteyi Çelişkiye Düşürmüştür
Üniversite Hukuk Müşavirliğinin görüşü alındı mı bilmiyorum, mutlaka davası kazanılmış bir alanda üniversitenin tapulu alanının yerleşime açılmak üzere takasının uygun olmayacağı görüşünü belirteceklerini düşünüyorum. Takas işlemi ile kabul ettiğimiz yeni durum narenciye bahçelerinin yeni BTÜ’sine aktarımı konusunda elimizi zayıflatmış ve bu konuda kamuoyundan hiçbir destek alamayacağımız anlamına gelmektedir.

Zeytin Gen Konusunda Gerekli Bilgilendirmeler Yapıldığında İl Özel İdaresi Alandan Önceden Çekilmişti
Nihayetinde geçen sonbaharda İl Özel İdaresi Başkanı ve güvenlik güçlerine karşı gece geç vakitlere karşı verilen bilgi ve anlatımlarla alandan ayrılması sağlanmıştı. Kamuoyunun da desteği ile Zeytin Gen Bahçesine saygı gösterilmişti.
2006 yılından bu yana Pamuk Araştırma Alanı, Vali Konağı, Zeytin Gen ve Narenciye Bahçeleri konularında verilen mücadele pratiği topluma toprağın, bitkinin ve araştırmanın önemi, insanlık için zorunluluğu doğru anlatılırsa kurumların, seçilmiş temsilcilerinin ve toplumun yanımızda olduğu görülmüştü. Mücadele edilmediği zaman toplumun güveninin sarsıldığını göstermektedir. Tüm duyarlı vekil, mülki ve yerel idarecilere de teşekkür etmek durumundayız. Onların önemli bir kısmı da, doğru ve haklı duruş anlatılırsa, uygun olanı örtülü veya açıktan savunmaktadırlar. Kamuoyunun da desteği ile bu süreçte ciddi bir müzekkere ile tarıma uygun olmayan bir alanı, Adana ve ülkemiz için bu toprakların değerini taraflara anlatabilirdik.

Tarıma Uygun Olmayan Alanlarda Karşılıklı Anlayışla Tarım Dışı Bir Alan Takas Edilebilirdi
Geçen yıllarda değişik sivil toplum örgütleri ve kişiler bir anlaşma zemini arayışında bulunmuşlar. Üniversite yerleşkesinde bulunan ancak tarıma uygun olmayan alanların karşılıklı anlayışla uzlaşı sağlanacağını belirmiştik. Ancak tarım toprağı ve genetik materyallerin olduğu alanlara donulmaması gerektiğini belirtik.
Bu anlamda ciddi bir müzekkere yapılması ve üniversite ve Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri, Adana kamuoyun bilgilendirilerek, olası riskler dikkate alınarak karar verilseydi daha sağlıklı sonuç alınabilirdi.
Son takas işleminde Ziraat Fakültesi Yönetim Kurulunun kararı ile yapılan takas işleminin yasal düzenleme ve tarım biliminin temel ilklerine ve öğretilerimi ile uyuşmadığı düşüncesi, geçmişten beri üniversiteye destek sunan değişik sivil toplum örgüt ve kişiler tarafından dile getirilmektedir.
Beklenirdi ki, başta Ziraat Fakültesi Yönetim Kurulu olarak hepimizin bir başkasının uyarısına da yer bırakmadan “böyle bir teklifin yanlış olacağı”, “tarım bilimcilerinin varlık nedeni olan “tarım topraklarının hiçbir şekilde yerleşim yerine ve bina yapımına müsaade edilemeyeceğini” belirtmeleridir. Bu konuda gösterilecek en küçük bir zafiyet, başta üniversitemizin, çok daha önemlisi Ziraat Fakültesinin kamuoyunda imajına zarar verecektir.
Ama en önemlisi de değerli toprak alanlarının kaybıdır, halkın bilgilendirilmesi ve farkındalığının sağlanmasında gerekli inisiyatifin alınamamasıdır.
Tüm bu görevler, bizimle birlikte öncelikle Dekanlığa, Tarım İl Müdürlüğüne, Belediyelere düşmektedir ki, onlar bu toprakların yaşanılır bir şekilde sürdürülmesinden yana olmak durumundadır.
Toprak bilim eğitiminden hayatıma anlam katan ünlü Kızılderili şef Seattle’n Amerikan başkanına yazdığı toprak ile ilgili düşünsel ve felsefi derinliği olan mektubundaki pasajları saygılarımla bilgilerinize bir kez daha iletmek isterim.
“Bize toprak satın önerinizi düşüneceğiz! Ama gene de bunun kolay olmayacağını itiraf ederim. Çünkü bu topraklar bizim için kutsaldır”.

Yeni rektör Döneminde Konu Öncelikle Koordineli ve Bilimsel Esaslara Dayalı Olarak Çözüme Kavuşturulmalıdır
Üniversite olarak uzun zamandır yaşadığımız arazi sorunu, bilimsel metotlara bağlı alarak derinlemesine ilgili organlar tarafından belirli bir stratejiye bağlanmalıdır. Üniversite kamuoyunun halen ne yazık ki üniversite arazilerinin varlığı ve çözüm önerileri yönünde bir kafa karışıklığı bulunmaktadır. Temelinde de toprak ve tarım arazilerinin mülkiyet durumunun net olarak bilinmemesinden kaynaklanıyor.
Önümüzdeki dönemin rektörünün ilk yapacağı iç başta Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri olmak üzere üniversitenin yetkili organları ile konuyu bir atölye çalışması ile netleştirmesi gerekiyor.
Bütüncül ve koordineli olarak sağlıklı bir çalışma yapılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi ile tarım ve üniversite arazilerinin geleceği, özetle Çukurova’nın bereketli toprakları amaç dışı kullanımdan kurtarılabilir görüşündeyim.

Temel Haklarda Uzlaşı ve Takas Yapılmaz
Bazı şeyler uzlaşı veya takas konusu değildir. Örneğin insan yaşamı temel bir haktır, hiçbir kurum veya kural bunun aksi yönde olamaz. Toprak değerleri de temel bir koruma konusudur ve uzlaşı konusu değildir. Üniversite veya bir başka kurum, kendi sahip olduğu 1. sınıf toprakları yapılaşmaya açmamalıdır; bu temel bir belirlenim ve aynı zamanda yasal bir zorunluluktur. Aksi durum temel hak ve yasalara tecavüz niteliği taşımaktadır. İnsan onuru neyse, çocuklarımızın onuru neyse, bu 1. sınıf toprakların konumu da odur. Bir kişi 15. yaşından daha küçük yaştaki çocuğunu nasıl çalıştıramazsa, belli bir olgunluk ve kendi iradesi dışında kişileri zorla evlendiremezse, bu toprakların konumu da odur.
Eğer insanlığın keyfine bırakılsaydı bütün tarım toprakları çoktan arsalaştırılmış olacaktı. Bunun için toprak ve tarım bilimcilerinin uzun uğraşıları sonucu 5403 sayılı toprak koruma yasası çıkarıldı. Yasaya rağmen yinede tarım toprakları yasal kılıfla amaç dışı kullanıma zorlanmaktadır.

Sonuç olarak yapılan tapu takası tarım bilimi açısından uygun görülmemektedir. Yarın yapılacak bir betonlaşmaya kaşı topraktan yana tavrımızı ortaya koyacağız. Evet, Âşık Veysel’in dizelerindeki “benim sadık yarım kara topraktır” anlayışına uygun olarak toprak üzerinde uzlaşının anlamsız olduğunu düşünüyorum. Bir hakkın ihlalinde değil insanlıkta, çevreyi korumada, üretim ve kalkınmada elbette işbirliği yapacağız. Bunda bütün kurumlar birbirine açık olmalıdır. Ben de, kurumum da, Adana’nın tarım, sanayi, araştırma, bilim, demokrasi… her konuda gelişimine ve işbirliğine açığız.

 

# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -