BUNU YAPMASAK YAZIK OLUR ÜLKEMİZE.
Kafası hür olmayan, dünyayı ve kozmosu sağlıklı kavrayamayan insanlar ne düşünce ne teknoloji yaratabilir. Sonuçta bu halkın yarattığı kazancın önemli bir dilimini kâr hanelerine yazan Sayın Yavuzun CEO’su bulunduğu şirket ve diğer iş çevreleri ve kamu kurumları bilim ve doğa için ne tür evrensel eğitim ve üniversite modeli öneriyorlar, kaç yüksek lisans ve doktora bursu veriyor, kaç ileri araştırmacı yetiştiriyor, bunları hak ettikileri yüksek maddi manevi saygınlıkta çalıştırıyor, ARGE birimleri ne kadar geniş, çok ciddiyetle sorulması gerekiyor. Kimyacı, biyolog, matematikçiler ve fizikçiler nerede nasıl kendini gerçekleştirecek? Bir ülkede ileri araştırmacı nasıl yer bulacak? Başta büyük sermaye grupları olmak üzere hepimizin bu kötü gidişte ağır bir vebali bulunuyor.
İlk ve Orta Öğretimi Sorunlu Bir Ülkeden Üniversitelerden Nitelik Beklememesi Gerekir.
Üniversitelerin yaşadığı akademik yetersizliğe sahip öğrenci profili doğal olarak orta öğretimde zayıf olarak geliyor. Üniversiteyi okuyacak düzeyde fen ve matematikten yoksun, okuduğunu anlamayan, yabancı dil bilmeden üniversiteye gelen bir gence üniversite pek yarımcı olamıyor. Sorun Milli Eğitim’de kaynaklanıyor. Son 20 yıldır sınav sonuçlarını izliyorum, TEOG, PISA, YGS, LYS ve ALES sonuçları bir bütün olarak eğitimimizin sorunlu olduğunu belirtiyor. Kimse bu durumu görmek istemiyor.
SORUN ÇOK CİDDİ VE ÜLKENİN GELECEĞİNİ KARARTACAK DÜZEYDE CİDDİ.
Özet Olarak Ülkemize de, İnsanımıza da Geçmiş Olsun
Ülkemizin eğitim ve bilim politikası çok sorunlu ve artık ihtiyaca cevap vermekten çok uzak. Artık ülkenin gelişmemesinin önündeki en ciddi sorun eğitim ve bilimsel yetersizliktir. Sorun o kadar büyük ki kimse kolay kolay çözüm öneride sunamıyor. Şimdilik üniversiteyi, bilimi, bilgiyi ve liyakati savunan da kalmadı gibi. Hatta biraz daha ilerisi üniversiteyi bilen insan sayısı azaldı. En ciddi sorun da üniversitelerin devlet dairesi gibi yönetilmesidir. Bilimsel bilgi, liyakat ve yönetme yetkinliğin yerini tarafgirliğin belirleyici olduğu üniversitelerde nitelikli bilimsel araştırma ve yetişmiş insansan potansiyeli beklemek saflık olur. Üniversitelerdeki başarının arkasından kişisel gayretlerden başka ciddi bir desteğin ve isteğin olmadığını herkes bilir. Bilim politikası olmayan, öz hedefi ve perspektifi olmayan, kendi iç denetimi ve özerkliği olmayan kendini gerçekleştirmekten yoksun bir üniversite Sayın Yavuz’un istediği diplomalı insanı ülkenin geleceğine kazandırılamaz.
Türkiye’nin yapması gereken bir an önce yeniden bir eğitim planlamasına yönelip nitelikli ara işgücü ve kaliteli üniversite eğitimi verecek bir reforma geçmek olmalıdır. Bunun için ilgili kurumlar ve iş çevreleri ile koordineli çalışılması gerekir. Milli Eğitim bakanlığı ve politikaları çağa uygun hale getirilmelidir. Başta üniversiteler olmak üzere diğer bilim kuruluşları artık bağımsız ve özerk olmalı.
Nitelikli iç disipline gelişmemiş, görgüsü ve liyakat sahibi nitelikli iş gücüne sahip olmayan hiçbir kişi, kurum, şirket ve devlet gelişmez ve başarılı olamaz.
Benim naçizane görüşüm ve de korkum, bu durum devam ettikçe Türkiye’nin geleceği krizler ve sorunlar ile boğuşmak olacaktır. Bu durumda Türkiye’ye yazık olur. İletişim teknolojileri ve nano-teknoloji çağında Türkiye’nin çağının gerisine düşmesi bir daha kendi kendini kolay kolay toparlamayacağı anlamına gelir. Bunu hiç birimiz istemeyiz. Son olarak umudumu yitirmiyorum, ancak günden güne şevkimin kırıldığını da belirtmek zorundayım.

