Mevcut durumda ilk ve orta öğretimde öğretmenin temel görevi her şeyden önce kendi konusunda yetkin ve evrensel bilgi birikimine sahip ve öğrenciye “doğru bilgiye sahip ve bunu en iyi şekilde öğretmekle yükümlü” kişidir. Üniversitede ise öğretim üyesinin temel görevi ise öncelikle kendi çalışma alanında yetkin olmak, evrensel bilgi ve kültürel değer yargılarına sahip olmak, bilimsel olmayan bilgiden kaçınan somut veriye dayalı çalıştığı alanda ürettiği bilgiyi gelecek kuşaklara aktarmakla görevlidir. Dünyanın birçok yerinde öğretim üyeleri ancak kendi çalışma alanı ile ilgili alanda ders veriler. Bazı servis dersleri öğretim görevlileri tarafından verilir. Ancak onlarda kendi konularında yetkin kişilerdir. Hiç bilmediği ve tek kelime okumadığı bir alanda ders verilmez.
Sorun bence öğrenemiyoruz çünkü öğretiliyoruz eğitilmiyoruz. Nedeni de yöntem ve yöntem kavramlarını bilmiyoruz. Gelişmiş ülkeler eğitim yapıyor ve insanına konuyu kavratıyor düşündürtüyor üzerinde beyin jimnastiği yaptırıyor. Biz ise sınava hazırlıyor ve test çözdürtüyoruz. Sanırım fark burada.
Singapurlu Prof. Lee’nin belirtiği en iyi öğretmen ifadesi yeniden dikkate alınmalı ve ülkemiz öğretmen yetiştirmeye ciddi önem vermelidir. Artık bugüne uyguladığımız yöntemin çalışmadığı ortada ve karın doyurmuyor. Gerçekçi olup ülkemizin çağından kopmaması için insanı çağcıl yetiştirmesi gerekir. Bu sorun bir zekâ sorunu değil, bir plan program ve strateji sorunudur.
PISA sınavında ne tür sorular soruluyor?
Sınavda çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri sorulmakta. Geçmişte yapılan bazı sınav sorularına bakınca öğrenciden okuduğunu dikkatlice okuması, soruyu iyi anlaması ve işlem yapması gerekiyor.
Örnek bir soru: İçme suyundaki kirlilik aşağıdaki hastalıklardan hangilerine neden olabilir? Evet ya da Hayır’ı işaretleyiniz.
Diyabet: Evet/Hayır
İshal: Evet/Hayrı
AIDS: Evet/Hayır
Bir başka soru: Nick evinin çatısını kaplayacak ve çatının uzunluğu 5.25 metre, genişliği 3 metredir. Metrekare başına 81 kiremit kullanılacağına göre, çatının kaplanması için toplam kaç kiremit gerekecektir? Hesaplayınız. Hürriyet gazetesi haberine göre bu sorulara öğrencilerimiz cevap verememişlerdir.
Bu sorular öncelikle okuduğunu anlama ve bilmeyi gerektiriyor, muhakeme gerektiriyor. Bu ve benzeri hatta daha ağır sorular TEOG’da da soruluyor. PISA sınavı soruları 72 ülkede aynı şekilde soruluyor. Acaba İngilizce hazırlanan ve sonra da Türkçeye çevrilen soruları öğrencilerimiz anlamıyor mu diye kendi kendime soruyorum…
Asya ülkeleri, Finlandiya kendi dillerinde gayet başarılı bir şekilde sorulara cevap veriyorlar.
FİNLANDİYA EĞİTİM KONUSUNDA DÜNYADA NEDEN BİR NUMARA?
Sınav 15 yaş grubu öğrencilerin bulunduğu tüm okullar (İlköğretim, Genel Lise, Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Meslek Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi, Çok Programlı Liseler, Özel Okullarda öğrenim gören öğrenciye sorulduğu için gerçekçi bir ölçüm sağlıyor. Sınav ve sorulan sorulara getirilecek bir eleştiri görülmüyor. Üniversite öğrencilerinin sorulara verdiği cevaplara bakınca çok da farklı bir durum olmadığı anlaşılıyor. Sorun yine bizim kendi sistemimizde ve eğitim yönetimimizde aramamız gerekiyor.
Fen, Matematik ve İngilizceyi öğretemedik
Türkiye maalesef bu konuda sürekli kâğıt üstünde plan yapıyor görünüyor ancak yapılan plan ve projenin izlenmesi ve gerçekleşme durumunu hiç görmedim. Ortaöğretimde ve üniversite yabancı dili öğretemedi. Yedi yıl ortaöğretim 4 yıl üniversite 11 yılın sonunda tek cümle İngilizce kuramayan bir mezun. Nasıl oluyor bir tek cümle kuramıyoruz.
Bilimlerin dili matematik bilgimiz nerdeyse yerlerde sürükleniyor. Matematik bilmeden bilimsel bilgiyi hayata dönüştürebilir mi. Aynı matematik kitabını Harverd üniversitesi de okutuyor biz de üniversitelerimizde okutuyoruz. Ancak biz matematiği tekniğe dönüştüremiyoruz. Bilimin ve bilginin grafiğe dökülmesi, grafiğin formül olarak yasalaşması ve onunda bilgisayar üzerinden teknolojiye dönüştürmesi konusunu maalesef beceremedik. Bilgisayar yalnızca tuşlara basmak değil veriyi teknolojiye matematik dili üzerinden dönüştürebilmektir.
Bu bağlamda yabancı dil özellikle İngilizce, bilimin dili matematik ve teknolojinin dili bilgisayarı öğretemedik. Üç alanlardaki başarısızlığın nedeni öğrencilerimiz ve zekâmız değil sistemimsimizin yetersizliği ve öğretme yöntemlerimizin sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmen ve öğretim üyesi kalitesinin yendin ele alınması gerekiyor.
Bilgisayarı da öğretemedik
(devam edecek)

