PISA SONUÇLARI BİLGİSAYAR OKUMA ANLAMA
Bilişim teknolojileri çağında her şeyin dijitalleştiği günümüzde çok küçük bir grubun dışında çoğumuz bilgisayar okuryazarı olamadık. Burada da matematik bilmemenin ve dil bilmemenin konu ile doğrudan ilişkisi var gibime geliyor. Endüstri devriminin bir üst aşaması olan Endüstri 4.0 çağında birçok şey bilgisayar robotlarca yönetilecek olması bilgisayar okuryazarlığında yetersiz olmamız PISA sonuçları benzeri diğer bir sorun. Özet olarak
Herkesin malumu olan PISA sonuçları ülkemizin eğitim kalitesini artık taşınamaz bir konuma geldiğini gösteriyor. Bu sonuçlar ileride okuduğunu anlamayan, dilini konuştuğu yurttaşı ile bir birini anlamayan insanların olduğu bir ülkede sürekli sorun yaşıyor olacağımızın habercisidir. Bu sonuçlar ileride ülkemizde iyi yetişmiş yaratıcılığı gelişmiş sorun çözen nitelikli mühendislerin ve doktorların olmayacağının habercisi. Bu sonuçlar ülkemizin gelecekte bili yapamayacağını ve teknoloji üreterek ülkenin yüzünü güldürecek gelişmişliğe ulaşılmayacağını gösteriyor.
Ülkemizin bugün en ciddi sorunu eğitimin içinde bulunduğu durumudur, diğer sorunlar zincirleme olarak eğitimden kaynaklanıyor. Öncelik eğitimin bu durmadan kurtarılması için Milli Eğitim adı gibi milli bir sorun olarak siyaset üstü bir yaklaşımla çözmek gerekir.
Eğitim ortamı kişinin özgürce kendisini geliştirmesine olanak sağlamıyor!
Birçok alanda eğitimde başarısızlığımız altında öğretememek faktörü olduğu gibi yaşam ortamı da öğrenmemizi engelliyor. Etkili öğrenmenin yapılması için alt yapı ve eğitim iklimimiz de uygun değil. Her şeyden önce okullarda ve üniversitelerimizde demokratik bir ortamımız maalesef olmadı. Okullarımızda her şeyden önce özgür düşünme, kendini ifade etme ve soru sorma maalesef çok kolay olmamaktadır.
Filli olmasa bile görünür ve görünmez bir idari ve mahalle baskısı hep hissediliyor. Çok geniş bir öğrenci ve eğitmen kesiminin şöyle şöyle konuşursam başıma iş mi alırım kaygısı taşıdığı aşikârdır. Okullarda ve üniversitelerde tartışma ve kişinin kendini gerçekleştirme ortamı maalesef çok da uygun değil. Hal böyle olunca kişinin kendisini geliştirmesi pek mümkün görülmüyor. İşin doğası gereği tartışmanın olmadığı yerde öğrenme ve kendini geliştirme de olmaz.
Sorun çok ciddi ve küçük bir iki rötuş ile geçiştirilecek düzeyde değildir!
Türkiye öğretmen yetiştirme sorunu öncelikli ancak yükü tek başına öğretmenlere yüklemekle sorunun üstesinden gelemeyiz. Eğitim bir bütündür ve sorunların temelinde ideoloji ve sistem sorunu bulunmaktadır. Ve her sistemin bir ekonomik dayanağı ve ideolojisi vardır. Ülkenin ekonomik sosyal yapısı ve bunun üst yapısı olan ideolojisi dünyanın gerçeklerine uygun değilse sorun kaçınılmaz oluyor. Anlayış değişikliği yaratarak eğitimin siyaset üşüt bir anlayışla her türlü görüş ve inanca kör olması ve fen okuryazarlığı eksenine oturtulması zorunlu. Yoksa geleceğimiz bugünden daha parlak olmayacaktır. Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki eğitim politikaları incelendiğinde belirlenmiş bir amaç, politika ve hedefin olduğu görülüyor. Ülkemizin bugün eğitim ve bilimde belirlenmiş bir amacı ve politikası ne yazık ki net değil.
Yapılması gerekenler neler? Belirlenmiş bir eğitim ve bilim politikası oluşturmak. Eğitime ve bilime ayrılan GSMH’ payının artırılması. Öğretmen yetiştirme politikası yeniden belirlenmeli ve öğretmen okulları başlı başına bir politika ile sağlanmalı. Okul ortamı daha canlı ve öğrencinin yaşam sevincini oluşturacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Eğitim bilimsel temele dayalı ve fen okur-yazarlığı eksenine oturtulmalı. Yeniden okullarda laboratuvar, atölye ve işlikler kurulmalı. Yaparak öğrenme, el becerileri ve kişinin kendini gerçekleştirmesi sağlanmalı. Kişinin bağımsız düşünme, soyut düşünme, analitik düşünme ve yaratıcılık becerileri kazanmasına ortam hazırlanmalıdır. Türkiye’nin üstesinde gelmeyeceği bir sorun değil. Yeter ki ideolojik ve ön yargılardan kendimizi kurtaralım ve dünya ölçeğinde bir amaç ve hedef koyalım. Hedeflerimizin gerçekleşme durumunu izleyelim.

