Zeytin Dalı Operasyonu devam ederken medya kuruluşları da en hızlı haberi vermek için şuanda birbiriyle yarışıyor. Bir yandan en iyi bilgiler, bir yandan en hızlı olma, bir yandan özel bilgi ve kaynaklar ile Afrin Cephesindeki tüm detayları kamuoyuna bildirmek için çaba harcıyor…
Ama hava zorlu, kış sert ve arazi yapısı çok olumsuz. Sahada çalışan gazeteciler tüm bu olumsuzluklara rağmen haber üretmeye çalışıyor. Bu nedenle zaman zaman yağmur altında kalıyor, zaman zamanda çamura batmak zorunda kalıyor… Çok zor iş yani…
Elbette kendilerinden önce kameralarını, fotoğraf makinalarını, bilgisayarlarını da korumak zorundalar. Çünkü onlar suya hassas elektronik cihazlar. Bu nedenle gazeteci, kameraman kendisi ıslanır ama kamerasını, fotoğraf makinesini ıslatamaz…
Bu nedenle sınır hattında görev yapan gazeteciler oldukça zor günler yaşıyor. Bir yandan zorlu kış şartlarına, bir yandan çamur deryasına dönmüş arazi yapısına ayak uydurmaya çalışıyor.
Ancak birde bunun askeri boyutu var. Kahraman Mehmetçik ile gazetecileri kıyaslamak mümkün değil. Herkes görevini en iyisini yapmak zorunda. Tabi tarihi bir operasyon olduğu için medya kuruluşları da devam eden operasyona büyük ilgi gösteriyor.
Medya kuruluşları birbirine haber atlatmaya çalışırken askerinde işini zorlaştırıyor ve hatta planını bozuyor. Zaman zamanda askerimizin yerini gösteriyor. Bence bu çok yanlış. Özellikle televizyondaki canlı yayınlar resmen askerin nerede olduğunu gösteriyor. Yani düşmana adres gösteriyor.
O yüzden asker gazetecilerin hususa girmesini yasaklamaya başladı. Böyle olunca gazeteciler de haber yapmakta zorlanmaya başladı.
Bence televizyoncular için başka bir yöntem bulunabilir. Örneğin sınıra yakın bir noktada zırhlı araç ve silahlardan birer tane verilerek “İşte bunlarla cephede savaşıyoruz. Alın size gösterecek materyal, sınıra giden askeri görüntülemeyin. Planımızı riske atmayın” denilebilir.
Yani demem o ki, medyanın devam eden operasyon sürecinde biraz askerden uzak durması gerekiyor. Aksi durumda askerimizi riske etmiş oluyoruz. Kahraman Mehmetçik saha da yeni bir destan yazıyor. Onların duadan başka bir şeye ihtiyacı yok gibi…
Bu yüzden yapılan haberler ile ne olur Kahraman Ordumuzu riske atmayalım. Haberlerde askerimizin nerede olduğunu söylemeyelim. Söyleyenleri uyaralım. Biz gazeteciler askerimizin nerede olduğunu ne yaptığını tek tek söylüyoruz. Ama adamlar ABD’den gelmiş, burnumuzun dibine kule yapmış. Kuleler arasına tünel kazmış…
Öyle böyle tüneller değil, öyle böyle kuleler değil, öyle böyle hendekler değil, mevziler değil… 7 tane kule yapmışlar ve bu kuleler arasına en az 3’er km’lik tünel kazmışlar. Ve tüm bunları hemen yanı başımızda yapmışlar. Ama bunu yaparken kimseye belli etmemişler.
Bangır bangır televizyonlarda anlatmamışlar. İşte düşman bu kadar sinsi ilerliyor, ordumuza tuzak kuruyor. Atalar boşuna dememiş, ‘Su uyur, düşman uyumaz’ diye. Ne olur artık bizde uyumayalım ve kendimizi açık etmeyelim.

