Uzun zamandır özellikle ikinci ürün mısır ekimi ile birlikte artan anız yakılması konusunda yapılan bütün uyarı ve cezai uygulamalara rağmen çiftçi anız yakmaya devam ediyor. Kısmen “Başakçı” olarak anılan hasat sonrası ortamda kalan mısırı toplamaya çalışanlarca da yangın çıkarılsa da çoğunluğu bilinçli olarak yakıyor anızını. Verilen 42 TL’lik ceza ise gerektiğinde ödenerek anız yakmaya devam ediyor. Son bir kaç gündür Çukurova Bölgesi’nde çiftçilerin tarlalarındaki anızlarını yakması ile Adana kentinin üzerini kaplayan sis ve duman nefes almasını güçleştiriyor. Bütün bir kent sis duman ve mısır bitkisinin yanan küllerine teslim olmuş durumda. Evler ve ofislerin içi duman ve külden dolayı yaşanamaz durma gelmiştir. Hele bir de Ağustos ayının sıcaklığı ve havadaki yüksek bağıl nemden dolayı tamamen nefes alınamaz durma gelmiş durumda. Adana’da basına yansıyan görüntülerde de görüleceği gibi her tarafta dumanlar tütüyor. Mısır bitkisinin derin kök yapısı nedeniyle yangın toprak altında birkaç gün devam ettiği için duman ve külün etkisi uzun süre hissedilmektedir.
Türkiye Toprakları Organik Madde Yönünden Fakirdir
Türkiye’nin tarım arazilerindeki organik madde içeriği, iklimin etkisi ve ağır toprak işleme aletleri kullanılması, anız yakılması ve diğer tarım-toprak tekniklerinin olumsuz sonucu olarak yaklaşık yüzde 1,5’e kadar gerilediği ve önemli oranında fakir toprak sınıfına girmiştir. Türkiye topraklarının % 75’i kadarının organik maddece yetersizlik sınıfında olduğu artık dünya ölçeğinde bilinmektedir. Günümüzde toprakların organik karbon miktarı bir zenginlik ölçeği olarak kabul edildiğine göre bunun anlamı Türkiye toprakları organik maddece fakir bir ülkedir.
Anız yakımı sırasında toprağın doğal işleyicileri böcek, larva, solucan ve sürüngenler öldüğü için sistem bozuluyor. Anız ve sapların yakılması ile ortaya çıkan karbon miktarı artıyor, topraktaki karbon ve azot dengesi bozuluyor. Bu durmada ciddi anlamda iklim değişimlerine neden olan faktör olarak gösterilmektedir.
Anız Yakmak Ekonomik Ve Ekolojik Yönden Çok Ciddi Zararlar Vermektedir
Anız yakmanın ekonomik ve ekolojik anlamda da zarar verdiğini bilimsel araştırmalar ile biliyoruz.
Tarım arazilerinde anız yakılmasıyla oluşan yüksek ısının topraktaki organik bileşiklerin topraktan uzaklaşması ile toprak ve buna bağlı olarak ürün kalitesinde düşüşlere neden olduğu artık biliniyor. Toprağın bitkiyi besleyen ve toprak için verimli olan organik atıklarının yakılması sonucu ortaya çıkan yüksek ısı nedeniyle aynı zamanda mikro organizmalar da yok olmakta ve bunun sonucunda toprağın kalitesinde düşüşler yaşanmaktadır. Bunun sonucu çiftçiler daha fazla gübre kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Gübre kullanımının artışıyla birlikte çiftçilerin ekonomik anlamda giderlerinin daha da arttığı rahatlıkla hesaplanabiliyor. Gübre kullanımının artışı aynı zamanda kimyasal olarak ürünler üzerinde olumsuz etki bırakmaktadır. Kimyasal gübre talebinin yıldan yıla artmakta olduğunu ve buna bağlı olarak da kimyasal gübre ve ilaç kullanımının ürün kalitesini olumsuz yönde etkilediği de bilimsel veriler ile belirlenmektedir.
Bugün iklim değişimine neden olan atmosferdeki karbondioksitin yer yüzeyinde tutulduğu en büyük organ topraktır. Anız yakımı ile atmosfere daha çok karbondioksit salınarak küresel iklim değişimi tetiklenmiş olmaktadır. Anız yakılması sonucu oluşan iklim değişimleri bize sonradan, aşırı yağışlar, seller, fırtınalar, susuzluk, aşırı ısınmalar, mevsimsel sarkmalar, gıdaların kalitesinin bozulması, hastalık ve zararlılar ve toplum sağlığının bozulması olarak dönmektedir. Mısır anızının ve topraktaki biokütlesinin daha fazla olması nedeniyle uzun süre toprak altında yangının devam ettiğini ve günlerce mızır anızı yangının etkisinin sürdüğü bunun sonucu olarak kentlerde yaşayanlar başta yaşlılar ve çocuklar olmak üzere sağlık sorunları da yaşamaktadırlar.
Bu nedenle kendi ellerimizle yakarak öldürdüğümüz topraklarımızın korunması için ne yapabiliriz? Ne yapılmalıyız?
Peki, bu denli zarar veren anız yakılması olayının önüne geçilebilmesi için neler önerirsiniz?
Konu dünya ölçeğinde özellikle Akdeniz iklim kuşağında bilinen bir konu ve bilimsel olarak araştırmalarda yapıldı.
Öncelikle DEVLETİN YAPACAKLARI, ÇİFTÇİNİN YAPACAKLARI VE DE BİZ BİLİM KURLUŞLARI VE ÇİFTÇİ BİRLİKLERİNİN YAPACAKARI olduğunu belirtelim.
(DEVAM EDECEK)

