‘Adam diksen yetişir’ denilen bu topraklarda hareketli günler yaşanıyor. Bir taraftan buğday ekimi yapılırken, bir taraftan hasada gelen portakal, mandalina, greyfurt ve limon için sezon sonu gelirken, diğer taraftan buğday taneleri de toprakla buluşmaya başladı.
Bu yıl hem rekoltede hem de fiyatta üreticiye kazandıran buğday, üreticiler tarafından büyük umutlarla Çukurova’nın bereketli toprakları ile buluşmaya başladı. Buğday üreticileri gelecek yılda buğdayın para etmesi umuduyla tarlasını işleyerek buğdayla birlikte umut ekiyor.
2017 yılına baktığımızda iklim olarak ağaç ve bitkileri olumsuz yönde etkilediğini görüyoruz. Ancak buna rağmen 2017 yılı üretici için kazanç yılı oldu diyebiliriz birkaç ürün dışında. Örneğin bu yıl karpuz para etmedi, beyaz soğanda yine kısa süreliğine de olsa bir dönem para etmedi. Bunun dışında kalan kavun, domates, biber, mısır, soya, portakal, limon, mandalina, pamuk, fasulye ve patates gibi ürünlerde hem rekolte de hem de kalite de artış yaşandı.
Zaman zaman üreticiler endişeli anlar yaşa da aslında 2017 yılın Çukurova’da tarım yılı oldu. Hemen hemen tüm ürünlerde beklentinin üzerinde kazanç sağlayan üreticiler, şu günlerde büyük bir sevinç ve heyecanla 2018 yılının hazırlığını yapıyor.
Tarlasını en yeni tarım araçları ile işlerken, tohumun en kalitelisini tercih ediyor. Gübre ve ilaç konusunda da seçici davranıyor. Çünkü bu girdiler ürünün kalitesini belirlediği gibi satışını da etkiliyor. Tarlasında büyük bir aşk ve sevgiyle çalışan üretici tohumunu ederken bir taraftan da ekim işlemi tamamlandıktan sonra, tohumların çimlenmesini sağlayacak yağışların çok geç kalmadan Çukurova’nın bereketli toprakları üzerine düşmesi…
Aslında bu yıl pamuğun para etmesi ile birlikte üreticiler yeniden topraklarına dönüş yaptı da diyebiliriz. Yıllar önce pamuk üretiminde zarar eden üreticiler, bu yıl azda olsa ekmiş oldukları pamuktan para kazandı. Belki de pamuk Çukurova’ya bereketli geldi. Şuanda tarım arazilerini boş görmek mümkün değil. Bazı tarlalarda aileler, bazılarında ise tarla sahibi tarafından işçiler çalıştırılıyor. Aslında onların tek bir ortak yönleri var, o da; gelecek yıl elde edecekleri tarım ürünlerini en kaliteli bir şekilde yetiştirilmesi için tarlada gereken önlemleri yerine getirmek.
Umarım bunca emek ve heyecan boşuna gitmez ve 2018 yılı yine üreticinin yılı olur. Özellikle Rusya’nın meyve ve sebze alımında tam da yeşil ışık yakmışken Çukurovalı üreticilerin bu durumu iyi değerlendirmesi gerekiyor. ihracata yönelik ürünleri yetiştirmeli ve uygun olmayan ürünleri asla ihracat etmeye teşebbüs etmemesi gerekiyor. Çünkü bir kasada üründe yaşanacak küçücük bir sorun, tüm Türkiye’deki ürecileri de kapsayabilir.
Hatta Türkiye – Rusya ilişkilerinde sorunlar yaşanmasına neden olabilir. O yüzden çiftçilerimizin duyarlı olması gerekiyor. Üretim aşamasında göstermiş olduğu hassasiyeti yine satarken de göstermelidir. Örneğin narenciye üreticileri için söylemek gerekirse üzerinde standardın üzerinde ilaç kalıntısı olmaması ve narenciye ürünlerinin içinde veya kasasında Akdeniz Sineği’nin ne ölüsü ne de dirisinin olması gerekiyor. Çünkü bunlar geçmişte yaşanmış olaylar. Bu nedenle üreticinin ihraç edeceği ürünleri hazırlarken çok ama çok dikkate etmesi gerekiyor.
İşte bunu başardığımız zaman hem Adana’nın, hem bölge ekonomisinin, hem de ülke ekonomisi kazanmaya başlayacak. Bu nedenle Çukurovalı üreticilere büyük görevler düşüyor. İnşallah bu görevi bu yıl da Çukurovalı Üreticiler yine Türkiye’nin gururu olacak.

