Geçen yıl ve daha önceki yıl kış mevsimi açısından mevsim normallerinde bir kış yaşadığımızı söylemek hem bölgemiz ve ülkemiz açısından söylememiz mümkündü. Ancak bu yıl her nedense bir türlü kışı tam anlamıyla hissedemedik. Beklediğimiz soğukları ve yağışları tam anlamıyla göremedik.
Yağışların az olması ve kış mevsiminin de beklenen aksine sert geçmemesi başta çiftçiler olmak üzere insanları kuraklık yaşanabileceği yönünde kara kara düşündürüyor.
Çünkü kış mevsiminin sert geçmemesi, yağış azlığı başta barajlar olmak üzere su kaynaklarımızın azalmasına neden oluyor. Yeryüzünden çekilen sular da insanları kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor.
Bu mevsimde su ile dolup taşmaya alışmaya birçok göl, akarsu ve baraj neredeyse kupkuru bir halde. Böyle devam etmesi ile yaşanabilecek büyük tehlikelerin habercisi. Kuraklık hiç şüphesiz ki insanlığın karşılaşabileceği en büyük felaketlerden bir tanesidir. Çünkü su demek hayat demektir.
Susuz bir hayat düşünülebilir mi? Su olmazsa kuraklık yaşanırsa ne olur çiftçinin hali?
Mevsimlerin birbirine karışması kış mevsiminin bahar gibi geçmesi, bahar mevsiminin yaz ile eşdeğer olması gibi durumların en temel nedeni küresel iklim değişikliğidir. Nedir peki bu küresel iklim değişikliği denilen şey?
Tanımlayacak olursak, insanların neden olduğu, tarımsal ve endüstriyel birtakım faaliyetlerin sonucunda atmosferde biriken ve yoğunlaşan sera gazlarının etkisiyle meydana gelen iklim olayıdır. Yani sebebi insandır, insanın bizzat kendisinin yapmış olduğu faaliyetlerdir.
Yukarıda bahsettiğim beşeri olayların en temek iklimsel etkilerinden bir tanesi de küresel ısınmadır. Duymayanız yoktur sanırım bu kavramı. Televizyonlar sürekli bangır bangır anlatırlar küresel ısınmanın insanlık için nasıl bir tehlike oluşturduğunu. Küresel ısınma da atmosfere yayılan bir takım gazların yerkabuğunda ve denizlerde ısınma meydana getirerek doğal dengeyi bozmasıdır. Kutupların erimeye başlaması küresel ısınmanın en somut örneği.
Yani insanlar eliyle yapılan yanlış eylemler dünyanın geleceği için kötü ve olumsuz bir tablo çiziyor. Kullanılan parfümler, deodorantlar, birtakım temizlik ürünleri gibi listesi uzadıkça uzayan bir çok neden insan eliyle verilen zararlardır. Ozon tabakasına zarar veren bu eylemler iklim değişikliğine neden olarak. Mevsimlerin birbirine geçmesine neden oluyor.
Özet olarak diyeceğim o ki kurak geçen bir kış, kurak geçecek bir yazın habercisi… Kurak geçecek bir yaz da verimsiz tarım, yok denecek kadar az üretim demek. Azalan sular binlerce balığın yaşam alanının yok olması demek. Yani başta insanlar olmak üzere birçok canlı türü üzerinde yıkıcı etkiler meydana gelmesi demek.
Bu noktada bize düşen çevreye daha az zarar vermek, yeşili korumak, zararlı gazlar için yeni teknolojiler keşfetmek, ozon tabakasına zararı olmayan ürünler bulup kullanmak. Yani iklim değişikliğine karşı mücadele vermek gerekiyor.
Yoksa yağmur duasına çıkmamız an meselesi benden söylemesi.

