Son yıllarda üniversitelerin nitelikli insan gücü yetiştirmede istenilen düzeyde eğitim vermediği sıkça eleştiri konusu olmaktadır. Üniversitelerdeki ara eleman sorunu, elemanlarının teknik bilgisi, araştırıcıların temel bilgiyi yeterinde kullanamaması bilimsel araştırmalardaki kısırlığın önemli nedenlerden biri olabilir.
ÖSYM her yıl 500 bine yakın genci üniversitelere yerleştiriyor. Dört yıl sonra yapılan ALES sınavlarda öğrencilerin çoğunluğu asgari koşul olan puanı olan % 50’yi alamıyor. Üniversitelerimizin birçok birimine lisansüstü eğitimi için asgari şart olan yabancı dil ve ALES puanını aşamadığı için genç araştırıcı kazandırılamıyor, nitelikli bilim insanı akışı (taze kan) sağlanmıyor.
Bütün bu veriler eğitim sistemimizde ciddi bir paradoksun olduğunu ve bundan dolaylıda bilim ve teknoloji üretmede ilerleme kaydedemiyoruz.
Bu konu zaman geçirilmeden YÖK ve üniversiteler tarafından mutlaka acilen önlem alınmayı gerektiriyor. Bu bağlamda ülkemizin temel eğitim ve bilim politikasını, üniversitelilik anlayışını ve araştırma yöntemlerini yeniden gözden geçirmesinin ülkemizin belirli alanlarda öncü konuma geçmesi için önemli olduğu düşüncesindeyim.
Bütün göstergeler ülkelerin bilimsel başarıları ülkelerin gelişmişlik ve kalkınma düzeyi ile doğrudan orantılıdır. İleri teknoloji üreten ve ihraç eden ülkelerinin bilime katkıları da genel de yüksek olmaktadır. Bu ülkelerin genel karakteri üniversite ile siyaset arasındaki ilişki sınırlı, düşünce özgürlüğü nispeten daha iyi, liyakate dayalı proje, maddi destek ve akademik kadro almalarıdır. Üniversiteyi halen ders verilen ve ülke için diplomalı insan yetiştiren birer devlet kurumu olarak görülüyorlar. Türkiye’nin en ciddi sorunu eğitim ve bilimsel gelişmemiştik olmasına rağmen maalesef bilim ve üniversite toplumun ve siyasilerin gündemlerinin çok çok gerisinde bulunmaktadır. Bilim, felsefe, tartışma, bilgi üretme, bilgiyi teknolojiye dönüştürme konusu yine ne yazık ki devlet ve toplumumuzun hatta hatta çoğu üniversitemizin de çok gündeminde değildir.
Bilim Kuruluşları Özgürce Sorunları Gündeme Taşımalı ve Çözüm Önerileri Geliştirmelidirler
Uzun zamandır üniversitelerimizin özerk olamaması, üniversiteleri iktidarların karşısında eli kolu bağlı duruma getirmiştir. Bilim insanı yetiştirme programımızın artık çağın gereklerine cevap vermediği gün gibi, üniversite geleneklerinin kaybolmasına neden olmakta ve üniversiteleri verimsiz kılmaktadır.
Üniversiteleri bağımsız olmayan, özgürce bilgi üretmeyen hiçbir ülkenin sorunlarını çözme şansı olmaz. Türkiye’nin bugün karşılaştığı ekonomik ve sosyal sorunların çözememesinin altında siyasilerin sorumluluğu yanında üniversitelerinde bilimsel bilginin üretilememesi sorunu da bulunmaktadır.
Bilim insanları olarak gördüğümüz gerçekleri ve kendi konumumuzu ve kapasitemizi bilmek ve eksikleri gidermek için bu tür geri bildirimleri yansıtmanın yararlı olacağı kanısıyla kongredeki/kongrelerdeki izlenimlerimi paylaşmayı uygun gördüm. Bilim insanı olarak görevlerimizden biride toplumu aydınlatmaktır. Sanıyorum bu benzeri konular YÖK, TÜBİTAK, TÜBA ve Üniversitelerimizin ilgili bilimsel ve akademik kurallarında konuşuluyordur.
Özet olarak Türkiye başta tarım bilimleri olmak üzere birçok alanda bilimsel gelişme yönünden kendi ekonomik büyüklüğündeki ülkelerden çok gerilerde bulunuyor. Türkiye üniversitelerinin temel alt yapı ve teknoloji kullanımının ötesinde bilimsel anlayış (zihniyet) olarak dünyadan koptuğumuzu bilimsel verilere bakarak görebiliriz. Dünyanın 20 büyük ülkesi, ancak öğrencileri okuduğunu anlamda 40. Sıralarda. Bilimsel makalelerin atıf almada 38. Sıralarda. İleri teknoloji, paten almada çok daha gerilerden seyrediyoruz. Üniversitelerimizin bilim ve teknoloji üretme potansiyeli sınırlı, dünyada bilime katkı payımız düşük ve yayınlarımızın kalitesi sorgulanabilir düzeyedir.
Ülkemizin eğitim, bilim ve üniversite sorunu bilinenden da çok ciddi. Bir an önce soruna el atılmalıdır. Bütün bu ölçülebilir kriterlerin iyileştirilmesi ciddi düzenlemeler ile mümkündür. Yoksa yazık olur ülkemize.
NE YAPILMALI?
Bilime bakış anlayışımız (bilimsel anlayışımız) köklü değişim gerektiriyor. Bilimin doğasına uygun köklü bir yapılanma devlet katında siyaset üstü bir anlayışa ele alınması ve bağımsız olması ŞART.
Çok acilen Türkiye’nin uzun erimli Bilim ve Teknoloji politikası belirlenmeli. Üniversite ve araştırma kurumları acilen özerkleşmeli ve bilim kuruluşları olması gereken geleneklerine kavuşmalı.
Bilim insanı yetiştirme programı bilimsel ilkelere ve liyakat uygun yapılmalıdır. Bilim insanı yetiştirme sistemi yeni baştan evrensel ölçekte ele alınmalıdır. Üniversitelerin akademik kadrolarının kaynağı olan nitelikli lisans ve lisansüstü eğitim sistemini çağın gereklerine uygun koşullara getirilmeli. Bilim ve araştırmaya ayrılan GSMH gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarılmalıdır.

