Türkiye’nin bugünkü temel sorunu nedir diye sorarsanız; eğitim kalitemizin sorunu ve buna bağlı olarak yaşadığımız ve gelecekte yaşayacağı bir dizi ciddi zincirleme sorundur derim. Türkiye’nin eğitim karnesi, herkesin beklediğinin daha da gerisinde olduğu son PISA 2015 sonuçları ile bir kez daha ispatlanmış oldu. PISA 2015 sonuçları açıklandığında basına yansıyan ilk bilgiler Türkiye’den sınava giren öğrencilerimizin eğitim becerileri ve kalitesinin iyileşmediği ve 2003 yılı düzeyinin gerisine geçtiği yönünde. Türkiye’nin bu keskin gerilemenin nedenini anlamadan ileri düzeyde gelişmiş bilim yapan ve teknoloji üreten bir ülke olmak için yol alamayız.
Türkiye 72 ülke arasında 53’üncü
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her üç yılda bir gerçekleştirilen PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2015 yılı sonuçlarına göre Türkiye, fen bilimleri alanında OECD ortalamasının 493 puan olduğu çalışmada Türkiye 425 puanla 72 ülke arasında 53. sırada.
Ana dilimizde okuduğumuzu anlıyor muyuz?
Türkiye, okuma becerilerinde OECD ortalaması olan 446 ortalamanın 18 puan altında 428 puanla 51. Matematik alanında OECD ortalaması olan 490 puanın 70 puan altında kalarak, 420 puanla 50. sırada yer alıyor. PISA 2015 sonuçları 2012’ye göre matematikte 28 puan gerileyerek 420 puan, fende 38 puan gerileyerek 425 puan ve de okumada ise 47 puan gerileyerek 428 puan alabilmiştir. Bu puanların Türkiye’de yapılan bütün sınavlar ile örtüştüğü ve eldeki somut veriler ile karşılaştırıldığında çok da garipsenecek bir durum yok.
“Neden ilerleme kaydedemiyoruz?” sorusuna cevap yok!
Bütün PISA, TEOG, ÖSYM, ALES, KPSS, yabancı dil sınav sonuçları ortada. Ancak eğitimin günümüzdeki önemi de ortada. Peki ne yapıyoruz dendiğinde en az yaşım itibarı ile son 40 yıldır duyduğum sözler hep aynı. Neden ilerleme kaydedemiyoruz sorusunun cevabına nedense kimse sağlıklı cevap vermiyor? Açıkçası çoğumuzda nedeni tam olarak analiz edip doyurucu bir açıklama yapmıyoruz.
PISA sonuçları ne anlama geliyor? Neyin habercisi?
Toplam 72 ülke arasında dünyanın 20 büyük ekonomisine sahip ülkenin fen okuryazarlığı alanında 53. sırada olması aynı zamanda ülkemizin bilim ve teknoloji üretme konusundaki geleceğimizi de işaret ediyor. Bu sonuçlar aşağıda da belirteceğim gibi matematiği öğretmiyoruz ifadesinin somut sonucu. Bu öngörümüz PISA sonuçları ile tam olarak örtüşmektedir.
Türkiye PISA 2012’de Matematik alanında 448 puan, fen bilimleri alanında 463 puan, okuma alanında ise 475 puan almıştı. PISA sonuçları ayrıca ülkemizin genel başarı potansiyeli yanında başarı oranımızı da ortaya koyuyor. Sınava katılan ülkelerin öğrencilerin üst düzey beceri gösterme ortalaması yüzde 15,3 iken bu oran Türkiye’deki öğrenciler için yüzde 1,6. Türkiye’de geçmişte öğrencilerin %10 kadarı üstün başarılı gösterilirdi. Bugün bu durum %1.6 seviyesinde. Bu oranla Türkiye, kendini muasır medeniyetler düzeyine ve ileri teknoloji üreten, demokrasisi gelişmiş bir ülke konumuna taşıyamaz.
PISA sınavına katılan 15 yaş gurubunda 6000 öğrencimizin çoğunluğu anlaşılan okuduğunu anlamıyor. Okuduğunu anlamayan kişi hiçbir sağlıklı analiz yapması beklenemez. Soruyu anlamak çözümün yarısı demektir. Konu anlaşılmadığı için ülkemiz bugün bir dizi ciddi sorun yaşamaktadır. Bugün okuduğumuzu iyi anlamadığımız için MIŞ gibi yaşıyoruz. Bir birimizi dinlemiyoruz, dinlediğimizi de yanlış anlıyoruz, anladığımızı sandığımızı da yanlış algılıyoruz.
İçinde yaşadığı doğanın kurallarını bilmek, neyin nasıl olduğunu sebep sonuç ilişkisini kavrayamayan kişi yaşamı da iyi kavrayamaz. Yani fen konusunda diğer bütün sınavlarda en zayıf olduğumuz alanların başında geliyor. Öğrencilerimiz dört işlemi problemlerini de çözemiyor. Soyut düşünmeye dayalı sorun çözme, analiz etme doğrudan matematik ile ilgilidir. Matematik bilmeyen bir toplumun bilim yapması, teknoloji üretmesi ve bu dünyada gelişerek refah içinde yaşaması artık imkânsız.
Bütün bu sonuçlar ve bizim ülkemizdeki sınav sonuçları çok sınırlı sayıda öğrencimizin (% 1-3 kadarı) ancak farkınavarılabilirliği yüksek ve öğrenme becerilerini geliştirmiş olduğu görülüyor. Diğerleri maalesef yetersiz. Bu çocuklar ile ileride yaratıcı düşünce üreten yeni buluş bulan iyi mühendis, doktor, avukat, sosyal bilimci çıkarmayacağız demektir. Bu profile bizim ileride bilim ve teknoloji yapamayacağımız görülüyor.

