Malumunuz Kayseri’de yaşanan köpek vahşetini sanıyorum duymayan yoktur. Fakat kamuoyundan beklediğim tepkiyi göremedim. Aslında yaşanan bu vahşette hepimiz suçluyuz. Yaşanan sessizliği böyle yorumluyorum.
Hayvanlar âlemi henüz insanlar tarafından tam anlamıyla çözülmüş değil. Bilim insanları hayvanları anlamaya, onların neye göre nasıl tepki verdiklerini araştırmaya devam ediyor.
Fakat hayvanlarda aslında insanlarda olduğu gibi birbirinden farklı yapılara sahiptir. Nasıl ki insanlar arasında kendisini iyiliklere adayan kişiler olsa da, diğer tarafta da kendisi dışında diğer insanların mutsuz olmasını isteyen kişiler vardır. Yani insanların vücut yapıları aynı olsa da, hisleri, davranışları, uğraşları ve ideolojileri farklıdır.
İşte hayvanlar alemi de aslında böyledir. Bazı köpekler vardır, minik bir bebeğe tıpkı annesi gibi ilgi alaka gösteriyor. Yani dünyaya iyilik yapmak için gelmiştir. Bazı köpekler var ki, kendilerini sahibini korumaya, onun isteklerini yerine getirmeye adamışlardır. Yani bu köpeklerde yine iyi huylu köpeklerdir. Fakat bazı köpekler de var ki, çevresinde bulunan tüm canlılara korku salmaktadır, buna insanlarda dahil… Bu duruma lüks ve sosyetik semtlerde sahibi tarafından gezdirilen pitbull köpeklerini örnek verebiliriz.
Fakat sokak köpekleri daha ayrı bir kategoridir. Tek başlarına herhangi bir tehlikeleri yoktur. Fakat birkaç tanesi bir araya geldiğinde saldırgan olabiliyor. Aslında canlıların davranış şekillerini mevsimlerde değiştirebiliyor. Mesela Adana’da sıcak havalarda hayvanlar bazen kendilerinden beklenmeyen hareketler sergileyebiliyor. Havanın aşırı sıcak ve nemli olması tıpkı insanlarda olduğu hayvanları da olumsuz etkileyebiliyor.
Kayseri’de ise şu dönemler hava inanılmaz soğuk. İşte havaların aşırı soğuk olduğu bu günlerde sokaklarda yaşayan hayvanlar yiyecek bulmakta büyük zorluk yaşıyor. İşte bu nedenle de saldırganlaşabiliyor. Özellikle hayvanlar bir şeyler yiyip içerken daha da saldırgan olabiliyor. Mesela buna örnek gösterilebilecek en iyi hayvan türü atlardır. İnsan dostu olarak da bilinen atlar, yem yerken kendilerine hiç kimsenin yaklaşmasını istemez. Yaklaşanları uzaklaştırmak için çifte atmaya başlar.
Konuyu daha fazla dağıtmadan tekrar başa dönecek olursak, işte sokak hayvanları ile biraz ilgileniyor olsaydık belki böyle bir facia hiç yaşanmayacaktı… Her insan sokak hayvanları için yiyecek bulamaz belki ama onlara karşı biraz ilgi gösterebilir. Eğer o köpeklere biraz ilgi gösterilseydi, dünyaya gözlerini açtıkları andan itibaren düzenli bir şekilde karınları doyurulmuş olsaydı belki de böyle saldırgan olmayacaklardı.
Daha fazla özeleştiri yapmak gerekirse, sokak hayvanları ile birkaç kişi dışında kimse ilgilenmiyor. Birkaç hayvanseverin ilgisi ile sayıları yüzbinleri bulan sokak hayvanlarına yetmiyor. Sokak hayvanları ile ilgilenmesi gereken devlet kurumu belediyeler… Fakat birçok belediye sokak hayvanlarına kör bakıyor.
Sokak hayvanlarına bir tas su, bir lokma ekmek vermek onlarla ilgilenmek anlamına gelmiyor. Mesele Atatürk Parkı’nda tuvaletlerin olduğu yerde sokak köpekleri var. Hatta park içinde, köpeklerin barınabilmeleri için hayvanseverler tarafından kulübe bile yerleştirilmiş. Birçok kişi bu köpeklere yem getiriyor. Fakat bu hayvanlar motosiklet sesine karşı inanılmaz tepki gösteriyor, motorlu kişileri havlayarak kovalıyorlar. Yine aynı şekilde Çukurova Üniversitesi’nde Ziraat Fakültesi’nin olduğu yerde sokak köpekleri var. Onlarda aynı şekilde öğrenciler tarafından çok iyi şekilde besleniyorlar, fakat yine bir anda saldırıya geçebiliyorlar.
Kısaca, sokak hayvanlarına karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekiyor. Onlarla aynı ortamda dolaşıyor, aynı alanları paylaşıyoruz. O yüzden sokak hayvanlarını ilk önce sevmemiz, sonra onları eğitmemiz ve karınlarını doyurmamız gerekiyor. Aksi halde onlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemiş ve onlara zulmetmiş olmakayız.

