Adana şehir merkezinde bulunan ana cadde ve sokaklar mevcut trafik yoğunluğunu kaldırmıyor. Araç sayısına göre yetersiz kalan cadde ve sokaklarda sürücüler ilerlemekte zor anlar yaşıyor.
Elbette birde araçları park etme sorunu var ki, kimilerine göre trafikteki en büyük sorun bu… Ama bazıları hiç park sorunu yaşamıyor. İnsanlar zaman zaman otoparklarda bile yer bulamazken, Ziyapaşa Caddesi’ndeki lüks kafe ve restoranların önüne müşterileri çok rahat araçlarını park edebiliyorlar. Bunda ne var diyeceksiniz?
Düşünecek olarsanız çok şey var. Havaalanı yolcu giriş-çıkış kapısında, balıkçılar pazarında, Saydam Caddesi’nde, Güney Kuşak Bulvarı’nda veya parkomatların olduğu yerde ikinci sıra yapmak yasak. Yasakta olmalı zaten. Park eden araçları hemen trafik polisi uyarıyor, olmadı para cezası kesiyor. Buraya kadar her şey normal…
Ancak sorumuzun cevabına gelince, Ziyapaşa Caddesi’nde de parkomatlar var. Ancak o parkomatlar bu restoran ve kafeleregelen müşterilere yetmiyor. Bu nedenle ikinci sırayı oluşturuyor. Ve böylece çift şeritli yol tek şeride düştüğü gibi, birde bu araçlar park yerlerinden çıkma meselesi var.
Müşteri hangi mekandan çıkacaksa, hemen oranın personellerinden biri yolu kafasına göre trafiğe kapatıyor, diğer bir personel sürücüyü yönlendiriyor, üçüncü personelde etrafı kolaçan ederek, etraftan duruma tepki gösterenleri susturmak için iyi insan rolüne girip hemen yatıştırmaya çalışıyor.
Aslında insanlar yolun neden kesildiğini ilk etapta anlamıyor, ama sonra neyi beklediğini öğrenince sinirleniyor, sinirlendiği sırada ise gözü trafik polisini arıyor. Ama trafik polisini göremiyor. Keşke diyor, trafik polisi burada olsa da, vatandaşa yapılan bu eziyetin faturasını kesse diyor insan…
Peki bu kafe ve restoranların farklı bir gücü mü var? İnsanlar lüks kafeler de çay ve kahve keyfi yapan insanların gösteriş yapa yapaiçine kuruldukları araçlarını park ettikleri yerden çıkarmalarını neden bekliyor. Bunu birisi acaba izah eder mi?
İşte gördünüz, Ziyapaşa Caddesi’nde kahvede uluslararası bir marka olan firma, Ermeni müşterileri rahatsız oluyor diye işletmeye astığı Şanlı Türk Bayrağımızı oradan kaldırdı. Elbette Adanalı bayrağa uzanan ele hak ettiği cezayı vakti geldiğinde vermesini çok iyi bilir.
Ama Ziyapaşa Bulvarı’nda faaliyet gösteren bazı işletmelerin çevreye vermiş oldukları zararın artık farkına varılması ve buna göre de muamele yapılması gerektiğini düşünüyorum. Artık Ziyapaşa’da insanlara yaşatılan bu çirkin olayın son bulması, lüks kafe ve restoranların önünde de ikinci sıra olarak araç parklarına göz açtırılmaması gerekiyor.
Hele hele, rengini şehitlerimizin, atalarımızın kanından alan Şanlı Türk Bayrağımızı asmakta imtina eden işletme ve işletme personeline en azından kafalarına göre seyreden trafiği durdurma haklarının olmadığının anlatılması ve öğretilmesinin şart olduğunu düşünüyorum.

